elis argun

elis argun
@Elisargun
Tanıdığım en güzel insanlar der Kübler-Rose, yenilgiyi, acıyı bir gül mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş kişilerdir. Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; Şefkat, Nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar.
Sayfa 240
Reklam
Duyarlılığımız yüzünden utandırılmakla sık karşılaşırız. En zor anlarında duyarlılığımız sayesinde nefes alan tanıdıklarımız bile biraz rahata erince duyarlılığımızı sıkıcı bulur ve şöyle der; "Bu kadar ince düşünme." bunun yeşil gözlü birine, bu kadar yeşil gözlü olma demeye benzediğini söyleyen Gabor Mate, duyarlılığın toplumda hastalık gibi algılandığını söyler. Sonunda Biz de duyarlı yanımızdan utanmaya başlarız.
Sayfa 240
Ama trilyonlarca bağlantıyı eski halimize getiremeyiz nokta hasarı geri çeviremeyiz. Yaşadıklarımızı unutamayız. Peki o zaman nasıl değişiriz? Rus Peri, asıl hatanın geçmişi değiştirmeye çabalamaktan kaynaklandığını öne sürer, Oysa terapi, eski Yolları olduğu gibi bırakarak, Yeni bağlantılar kurma ve daha sağlıklı yollar oluşturma sürecidir. Terapide iki şeritli köy yolunun yanında 4 şeritli otoban inşa etmeye çalışırız. Eski yol orada durmaya devam eder ama artık onu pek kullanmayız. Yani terapi, tekrarlar, ve tekrarlarla daha iyi bir yol, daha iyi bir varsayılan ayar oluşturma sürecidir. Beynimize yani varsayılan ayar oluşturmak için tekrar ve zaman gerekiyor ve sadece beynin nasıl çalıştığını bilirsek en iyi sonucu elde edebiliriz. Bu nedenle travmanın sağlık üzerindeki etkisini anlamak herkes için Elzem. David, konuşmasını yongun yetişkinler okulunu andıran biçimde esas özgürlüğün dikkat, farkındalık, disiplin, çaba, başkalarını yürekten Sevebilme ve onlar için fedakarlık yapabilme yetisi içerdiğini söyler. Üstelik bu yetenekleri her gün ama her gün kullanmalıyız, varsayılan ayarlarımıza, iç sesimize, çarpık algılarımıza rağmen, Canımız ne kadar sıkılırsa sıkılsın, tekrar, tekrar ve tekrar...
Sayfa 210
Saklı kırılganlıklar teorisinin saklı olmasının nedeni, erken yaştaki bu deneyimlerin gerçeklik algımızı değiştirmesinden kaynaklanır. Yani biz, gördüklerimizin, duyduklarımızın, yaşadıklarımızın hassasiyetlerimizle çarpıklaştırılmış halini gerçek sanırız. O balıklar gibi, biz de doğduğumuzdan beri içinde yaşadığımız atmosferin farkına varmayız. Dünyayı olduğu gibi algıladığımıza inanırız, Oysa bölüm boyunca konuştuğumuz gibi, dünyayı algılarken kendi içsel modellerimize göre onu sürekli çarpıtırız. Yaralarımız, andokles'in aslanının ki gibi belirgin değildir ve duygularımızı gerçeklerle karıştırırız. Bunun farkında olan David Foster, üniversitelerin asıl vermesi gereken eğitimin Neyi düşünebileceğimizi seçebilmek olduğuna İnanır. Zira Bize gerçek gelen çoğu şey, beynimizin içindeki sistemlerin yorumlarından başka bir şey değilse, daha makul bir yorum her zaman mümkündür. Yazar asıl Düşünsel özgürlüğün, içimize işlenmiş, varsayılan ayarlarımız olan bu zihin yarattığı ben merkezcil Gerçeklerden kurtulabilme ve bunları değiştirmek için çabalamayı seçebilme meselesi olduğunu öne sürer. Özgürlük, neye odaklanacağımızı ve tecrübelerimizi nasıl anlamlandıracağımızı seçmek için gereken bilinç ve farkındalığa sahip olmak demektir.
Sayfa 210
Ama asıl adım, Bize gerçek gelenlerin o kadar da gerçek olmadığını idrak etmekten geçer. Yazar David Foster, 2005 yılındaki törende öğrencilere kısacık, tuhaf bir öykü anlatır: iki genç balık beraberce suda yüzüyormuş. Karşıdan gelen yaşlı bir balığa rastlamışlar. yaşlı balık onlara selam vererek, günaydın cocuklar. Su nasıl? diye sormuş. genç balıklar yüzmeye devam etmiş ama bir süre sonra biri diğerine dönüp sormuş su da neyin nesi?
Sayfa 209
Reklam