elis argun

elis argun
@Elisargun
Kısa süreli kullandığımıza zarar vermeyen ve hemen eski haline dönen haz-acı tahterevalimizin haz tarafı sürekli kullanımda o kadar ağırlaşır ki, eski dengesine ulaşmak için harekete geçtiğinde yoğun bir yoksunluk ve boşluk hissine kapılırız. Yani terazinin acı tarafına çok borçlanırız, en nihayetinde baktığımızda ise depresyona veya anhedoniye yenik düşeriz. Strese bağımlılık arasındaki ilişki güçlü ve bilinir olmasına rağmen, ne yazık ki toplumumuzda bağımlıları zevk düşkünü olarak etiketleriz. Oysa Anna Limpke'nin dediği gibi beyinlerinde olup biten bütün bu biyolojik gerçeklere rağmen bağımlılıklarından kurtulabilmiş insanlar gerçek kahramanlardır ve bize aktarabilecekleri bir bilgeliğe sahiptir
Sayfa 176
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dopamin konusunda uzman Anna lempike, türlü türlü bağımlılıklar yüzünden kendisine gelen hastaların pek azının Zevkten dört köşe olduğunu aktarır. Tersine, ilk başta zevk alanlarda, en nihayetinde acıdan kurtulmak için bağımlılıklarına devam eder. Lemke, acı ve hazzı aynı devrelerin ürettiğini ve bu devrelerin sürekli dengede kalmak isteyen bir Tahterevalli gibi çalıştığını anlatır. Yoğun bir haz aldığımızda beyin bunu acıyla dengelemeye çalışır. Yani diyelim ki TikTok videosu izledim ve dopamin salgıladım, hemen anında, nörobiyolojik seviyede, bilincinde olmadığın bir acı çekerim. Bu fiziksel acıya benzemez. Bu yoksulluğun acısıdır, ve boşluk yaratır. Tamam tamam, bu son, dediğimiz her seferinde kendimizi başka bir videoda buluruz.
Sayfa 176
Sıkıntının hafiflemesi haz demektir. Haz deyince aklımıza dopamin gelmesi şaşırtıcı değildir ödül sistemimizdeki tek nörotransmitter o olmasa da en önemlisidir. Şöyle örnek verebiliriz: Genetiği oynanarak dopamin üretimi engellenmiş bir fare, yemek aramaya çıkmaz ve yemeği önüne koysanız bile açlıktan ölür; sadece yemeği ağzına koyarsanız yer.
Sayfa 175
DOLAYISIYLA İHMAL EDİLDİĞİMİZ BİR ORTAMDA BÜYÜDÜĞÜMÜZDE, ZAMANLA BİR ŞEY BEKLEMEMEYİ ÖĞRENİRİZ. ÖDÜL SİSTEMİMİZ DUYARSIZLAŞIR. BÖYLRLİKLE ÇEVREMİZDEKİ FIRSATLARI VE ÖDÜLLER OLDUĞUNDA BİLE ONLARI KOLAY KOLAY FARKEDEMEZ, FARKETSEK BİLE ALAMAYACAĞIMIZI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ İÇİN ONLARI DEĞERSİZLEŞTİRMEYE BAŞLARIZ. BÖYLELİKLE MOTİVE OLMAMIZ VE HAREKETE GEÇMEMİZ ZORLAŞIR.
Sayfa 173
Bununla ilişkili sözcükler duzenlenmişlik ve düzensizliktir. Termostat tarafindan belirlenmis olan smrrlar icinde kald- gımzda (kontrol bizde olduğunda) düzenlenmiş oluruz. Bir kaos durumuna girdiğimizde ya da normal siirlarin dişina çıktğımızdaysa düzensizlik durumunda oluruz. Travma at- latmıs kişilerin genellikle fizyolojileri, duygulan ve hayatları düzensizlik durumdadı. Düzensiz fizyoloji yukarıda anlattı- ğım gibidir. Artik düzensiz fizyolojinin düzensiz duygulara neden olduğunu biliyorsunuz. Duygularımız kontrolümüz di- ş1na kaydıklarında düzensiz hâle gelirler. Düzensizlikle birlik- te, asabiyet büyük bir hizla öfkeye, korku da paniğe dönüşür.
Sayfa 56