Bariz vasıf budur; kimliğin oturmadığı, iyi tarif edilmediği, benimsenmediği yerde; ulus ve vatan coğrafyası da benimsenemez. Tarihi benimsemezse coğrafyayı da benimsemez, dolayısıyla kimlik eksik teşekkül eder ve ortada sadece karnını doyurmaya kalkan ve mütemadiyen bunu tekrarlayan garip bir toplum oluşur.
Bir konuyu ısrarla belirtmek isterim; 300 yıllık Türkiye modernleşme tarihinde bir tek Atatürk döneminde mümkün olmuştur ki iyi niyet ve istekle Türk tarih ve toplumsal düşüncesinin cihana açılmasına çalışılmıştır. Çünkü Atatürk, Türk tarihini bir cihan tarihi olarak düşündüğü için söz konusu tarihin bilinmesi gerektiğini düşünüyordu, yani Sinoloji, Hindoloji bileceksiniz, Persoloji, eski Farsça, Hindçe, Sanskritçe ve Çince kaynakları okuyacaksınız ki Türklerin tarihini inşa edebilesiniz. Hatta Sümerler Türk mü ya da değil mi, bunun için Asuroloji ve Sümeroloji bileceksiniz.