Fethiye ÖZEREN

Harf Devrimi ile Çinceden Latin harfli bir dünyaya yahut piktografik yazıdan (resim yazısından) fonetik bir alfabeye geçmiş değiliz. Avrupa'daki Şarkiyat şubelerinde bölüme yeni giren talebelerin daha ilk haftalarda söktükleri bu harfleri bizimkiler öğrenmezler. Öğrenemezler demedim, çünkü kendilerinde gereken merak ve sabır yoktur. Haftalarca ellerinden düşürmedikleri iPhone'a harcadıkları enerjiyi Arap harflerine, İngilizce gramere veya müzik derslerindeki notalara ayırıp harcasalar başarılı olabilirlerdi.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bariz vasıf budur; kimliğin oturmadığı, iyi tarif edilmediği, benimsenmediği yerde; ulus ve vatan coğrafyası da benimsenemez. Tarihi benimsemezse coğrafyayı da benimsemez, dolayısıyla kimlik eksik teşekkül eder ve ortada sadece karnını doyurmaya kalkan ve mütemadiyen bunu tekrarlayan garip bir toplum oluşur. Bir konuyu ısrarla belirtmek isterim; 300 yıllık Türkiye modernleşme tarihinde bir tek Atatürk döneminde mümkün olmuştur ki iyi niyet ve istekle Türk tarih ve toplumsal düşüncesinin cihana açılmasına çalışılmıştır. Çünkü Atatürk, Türk tarihini bir cihan tarihi olarak düşündüğü için söz konusu tarihin bilinmesi gerektiğini düşünüyordu, yani Sinoloji, Hindoloji bileceksiniz, Persoloji, eski Farsça, Hindçe, Sanskritçe ve Çince kaynakları okuyacaksınız ki Türklerin tarihini inşa edebilesiniz. Hatta Sümerler Türk mü ya da değil mi, bunun için Asuroloji ve Sümeroloji bileceksiniz.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Alıntı
Türkler 18. asra kadar pek dil ulusalcısı sayılmazlar. Türkçeyi savunan Urfalı Nabî (18. asır), Evliya Çelebi (17. asır), Bergamalı Kadrî gibi Müyessiretü'l-Ulûm adlı eserin sahibi (14. asır) adamlar vardır ama muhtemelen Arapça ve Farsça eğitiminin yeterince alınamamasından dolayı Türkçe zorunlu olarak yaşamıştır.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı
Yine aynı şekilde 1920'lerin Avrupa'sını tetkik ve mütâlaa etmeden hiçbir şekilde İstiklal Savaşı'nı ve savaşın dış politikasını anlayamazsınız. Zaten Ankara hükümetini tasavvur ve tasvir etmek mümkün değildir; yoksa yavan, hatta yanlış bilgilerle oyalanırsınız. Ya da İngilizler Mustafa Kemal'i iş başına getirmişler diye biri bir laf eder, inanılacak şey değil. Herkes kendine inanacak ve sözlerini tekrarlayacak safdillerini bulur. Enteresandır ve doğrudur, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olamaz.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
Tahirîlerden sonra Saffariler gelecek. Saffarî bir komutan değil, asaleti yok. "Saffar" bakırcı demektir. Aslında burada bakırcıların isyanı söz konusudur. Saffarilerin Tahirileri devirdikten sonraki bu hâkimiyeti yüzyıl bile sürmemiştir, arkadan hemen bir dihkan (Sâsânî toprak beyi) çıkıyor. O dihkan reislerinden biri Samanoğullarından... Bu arada Samanoğulları Türk değil. Bunları tashih etmek lazım... Meselâ ilkokul kitaplarında Ak Hunlar için Türk denilir. Ak Hunlar, Eftalit'tir. Ordunun içinde Türkler vardır fakat Türk demek için bu yeterli değildir. İddia henüz araştırma ve mukayeseye muhtaçtır. Bizim Türk yaratmaya ihtiyacımız yok; her devirde, coğrafyanın her yerinde varız zaten. Bu sebeple Balkan tipi tarihçiliğe lüzum yok. Söz konusu tarihçilikte her ırk dünyayı kendi kendine yaratmıştır.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı