Müzik, bir taraftan klavye hâkimiyetimi bir türlü istenen noktaya getiremeyen Bürgmüller, Czerny ve Hanon metotlarının esaretinde umarsızca tekrarlanan iç sıkıcı, kâbus misali piyano egersizlerine, bir taraftan da müthiş seslerin ve görüntülerin gelişigüzel kotarılmış, parıltılı dünyasına karşılık geliyordu hayatımda.
Amerikalılar neden renkli çoraplar giyiyordu da Mısırlılarla Araplar giymiyordu? Bizim tişörtlerimiz yoktu, oysa 'onlar'ın vardı."
"Miss Clark’ın bana duyduğu o nedensiz garez ve hakkımdaki olumsuz kanaatleri evde de peşimi bırakmıyordu. Bir şey üzerine yoğunlaşamayışıma, yaptığım şeyleri yeterince ciddiye almayışıma, amaçsızlığıma ve zayıf kişilikli oluşuma yönelik beylik sözlerle azarlanıp duruyordum sürekli..
Sistemli ve kurumsal düşünebilme konusunda alışılmadık bir yeteneği olan, risk almaktan ya da uzun vadeli kâr uğruna masrafa girmekten asla korkmayan, reklam ve halkla ilişkiler kozlarından olabilecek en iyi şekilde yararlanan çağdaş bir kapitalistti o temelde...
Günbegün büyüyen bu devasa krallığı, kızdığında yanına yaklaşılmayan, ama bunun dışında insaniyetli olan Dickensvari bir baba imgesi gibi mutlak bir egemenlikle idare ediyordu babam. İmparatorluğunun girdisini çıktısını herkesten iyi bilir, her şeyi bir bir aklında tutar, küstahlığa hayatta gelemez (kimseyle, aile üyeleriyle bile ilkeleri tartışmaz), hem idari hem de ticari anlamdaki işbilirliği, mahareti ve yanılmaz içgüdüleriyle çalışanlarının sevgisini olmasa bile saygısını kazanmayı başarırdı...