“Bu dünya soğuk.
Rüzgâr genelde ters yöne eser.
Limon ağaçları kurur.
Bahaneler hep hazır.
Güzel günler çabuk geçer.
İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi“
Cahit Zarifoğlu
Masumiyeti zedelendikçe bilgeleşir kişi. Senin masumiyetini güveler yiyor durmadan. Ruhundan habersiz yaşlanıyor yüzün. Göz altındaki halkaların her bir oluşumunu, saçlarındaki tel tel kırları, gittikçe derinleşen çizgileri, solgunluğunu ve çökkünlüğünü borçlu olduğun bir geçmişin olmalıydı senin. Geçmişin olmadan, ancak mış'lı bir hikâye yaratabilirsin belki.
Bir yavan hâldeyim, ne saklım saklı, ne bilinir gizim.. Bir boşluk ki dolmuyor içim, ne nâkışım nâkış, ne tamamdır bitiğim..Bir ürkek hâldeyim, ne sedâm duyulur, ne az olur sesim.. Araftayım, susuz; ne serabım serab, ne ab-ı içtiğim.. Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan, ne gerçek bildiğim. Bir yarım aklın kuyusunda ,öbür yarım aşk ın kuytusunda. cennet ve Cehennem arasında ucu sırattan geçen bir uçurum kenarında Ârâfta.! Ârâfnda arasında "ar" ve "af" yarasında.
Kaygılanma... Bir tutarlılığa ulaşınca nasıl olsa bitecek. Sonunda acının köpüğüyle kefenleneceksin belki. Öldüğünde birkaç çukur kazmayacaklar senin için. Yalnızca bir yere gömüleceksin.