Çünkü aşk tabii bir haldir ki,insanoğlunun her bir kısmında, yani ergeninde,gencinde ihtiyarında,fakirinde zengininde,akıllısında ahmağında, âliminde cahilinde, şehirlisinde göçebesinde görülür. Herkesin gönlü aşk ile yoğrulmuştur.
İstese de gerçek sevgiye erişemeyen, mutluluğu hak etmediğini düşünen, zaman zaman değersizlik duygularını tadan, tedirgin yaşayan, farklı hayatlara savrulsalar da yaraları nedeniyle duygusal olarak gerçekten ayrılmayı başaramayan ve kısır döngüye hapsolmuş iki insanı…
Çoğumuz romantik ilişkilerimiz de daha kırılgan hale geliriz, cazibemizi yitirmekten, sevilmemekten, reddedilmekten korkarız. Bu sadece romantik ilişkilerde değil arkadaşlarımız da, iş hayatındaki insanlarda da böyledir. İster uzak isterse özel olsun ilişki kurma biçimlerimizde hoşlanmadığımız şeylerle karşılaşmak kimi zaman inciticidir. Ancak insan çeşit çeşit ve hepimizin ruhsal ihtiyaçları, bunları ifade etme şekilleri birbirinden farklı.