Aristo

Aristo
@EmancipatedBrain
Kader kavramı yaşla gelen bir düşünce. İnsan gençken genellikle düşünülmez bu ve her olan şey kendi isteğinin ürünü gibi görünür. Kendini taş ardına taş dizip koşacağı yolu yapan bir işçi gibi görürsün. Yalnızca çok çok ileri vardığında fark edersin ki yol zaten örülüdür, bir başkası onu senin için çizmiştir ve sana orada yürümekten başka bir şey düşmez. Bu genellikle kırk yaşına doğru yapılan bir keşiftir, o zaman olanların yalnızca senden kaynaklanmadığını sezmeye başlarsın. Bu tehlikeli bir andır, klostrofobik bir yazgıcılığa kaymak işten bile değildir. Alınyazısını bütün gerçekliğiyle görebilmek için birkaç yılın daha geçmesini beklemen gerekir. Altmışına doğru arkanda kalan yol önündekinden daha uzunken, hiç görmediğin bir şeyi görürsün: aştığın yol dümdüz değildi, kavşaklarla doluydu, her adımda değişik yönleri gösteren oklar vardı, şuradan bir patika sapıyordu, ötekinden ormanın derinliklerinde yiten otlu bir yol. Bu sapakların kimine fark etmeden girdin, kimini görmedin bile; beğenmediğin yol seni nereye götürürdü hiç öğrenemezsin, acaba daha iyi bir yer miydi, daha mı kötüydü. Bunu bilemezsin, ama gene de pişmanlık duyarsın. Yapabileceğin bir şey vardı, ama yapmadın, ileri gideceğine geri döndün. Kazı oyununu anımsar mısın? Yaşam da hemen hemen, aynı öyle sürer gider. Yoldaki kavşaklarda başka yaşamlarla karşılaşırsın, onları tanıyıp tanımamak, derinine yaşamak ya da es geçmek yalnızca bir anlık karar sonucudur; bunu bilmesen de dümdüz ilerlemekle sağa sola sapmak söz konusu olduğunda genellikle senin varlığınla ve yanında olacak kişinin yazgısıyla oynanmaktadır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Babaların günahını evlatları çeker denir. Doğrudur, çok doğru, dedelerinkini torunları, büyükdedelerinkini torun çocukları çeker.
Sonraki haftalarda hep Amerika düşüncesinden söz etmeyi sürdürdün. “Bir yıllığına oraya gidersem,” diye yineliyordun tutkuyla, “hiç olmazsa bir dil öğrenirim ve zaman yitirmemiş olurum.” Sana zaman yitirmenin hiç de kötü bir şey olmadığını hatırlattığım zaman müthiş irkiliyordun. En çok da, hayatın bir koşu değil, hedefi vurmak olduğunu söylediğimde dehşete kapıldın; önemli olan zamandan tasarruf değil, bir hedef bulmaktır.
Çok uzun yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için artık biliyorum ki ölüler yokluklarıyla değil de –onlarla bizim aramızda– söylenemeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.
4/10
·106 syf.·
2018 3. kitabı
Kitap 2008 yılının bayram zamanlarına denk gelen eylül ayının bir gününde sevan nişanyan'ın "sansür" başlığı ile; ifade özgürlüğünü, din ve onun islamdaki karşılığı olan Allah'ı esprili bir dille eleştiren bir yazı yazması üzerine halktan gelen aşırı tepkilerin, kendisine yazılmış maillerin ve köşeyazıların derlendiği ve nişanyan'ın bunlar üzerine düşüncelerini ve analizlerini belirttiği bir kitap. Yaklaşık 10-20 günlük süre zarfında yaşananları aktarıyor, o tarihte yaşananların anlık bir fotoğrafı diyebiliriz. Şunu söylemem lazım; kitaptan entelektüel zevk alma beklentiniz olmasın. Çünkü bütün kitap yaşadığımız ortadoğu bataklığında her aklını çalıştıranın başına gelebilecek sığ tepkilerden ve kısır tartışmalardan ibaret; Din vs. özgürlük.
Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?Sevan Nişanyan · Karşıt Yayınları · 201071 okunma