Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?

·
Okunma
·
Beğeni
·
111
Gösterim
Adı:
Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056137907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karşıt Yayınları
"Türkiye'de pek çok insanın kafası din ve ifade özgürlükleri konusunda karışıktır: Bu kitapta derlenen yazı parçacıklarından çıkan ana sonuç bu. Ama aynı zamanda bu konuları düşünmeye ve tartışmaya yönelik ciddi bir istek ve merak vardır. Cumhuriyet döneminde dindarlara yöneltilen hoyrat ve küçümseyici dil bu tartışma sürecini zorlaştırmıştır. İnsanlar din ve ifade özgürlüğü konularını konuşmaya istekli, ama aynı zamanda, anlaşılır nedenlerle, son derece ürkek ve alıngandır. Bu derece çetrefil bir meseleye, ucundan bir ayna tutabildiysem ne mutlu bana" diyor Nişanyan.

Yazar'ın köşe yazarlığı serüveninin önemli bir halkasını oluşturan bu macerayı, yazarın gözünden okuyabilirsiniz. Sadece bir vaka incelemesi değil, aynı zamanda toplumun nabzını din ve ifade özgürlüğü konularında yakınen tutabilen bir çalışma...
89 syf.
Kitabın konusu, yazarın gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı biz yazısından dolayı kamuoyunda oluşan tepkilere karşı yazarın tepkisi diyebiliriz. Ve yazar bu tepkisinde asıl gayesi ülkede her türlü 'kutsalin' eleştirebilir olduğunu vurgulamak istiyor. Kutsalligi da göreceli olarak görüyor. 'Herhangi birine veya birilerine göre kutsal diye ben neden uslubumu o şey kutsalmış gibi dizayn edeyim ki' demek istiyor aynı zamanda yazar.

Yazarın yazisindaki tepki çeken kısım şu:

"Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!"

Sanirim özel bir güne/ bayrama denk gelmiş yazı ve ekstra bir tepki de olmuş haliyle. Ertesi gün de "Allahını kitabını feriştahını s..mek’ diye hayli iddialı bir deyim var halkımızın dilinde" diye baslayip bu sözü açıklayan ve feriste sözünün anlamının elçi/ Ulak olduğunu dile getiriyor ve melek kelimesinin İbranice elçi anlamına geldiğini açıklıyor. Devamında da melekler hakkında şunları söylemiş yazısında: "Meleklerin cinsel organları olmadığı konusunda Yahudi, Hıristiyan ve İslam kaynakları tam bir mutabakat içindedir; isterseniz üç dinden de otorite gösterebilirim. Maddi besinle beslenmedikleri için mantıken alt bağırsak takımlarına da ihtiyaçları olmasa gerekir (...)"

Sonra da kıyamet kopmuş. Yazar ikinci yazının ilk yazıyla bir bağlantısını olmadığını dile getirmiş. İlk yazısının birikmiş bir öfkenin neticesi olduğunu ve yanlış bir zamanda yazıldığını kabul etmekle beraber herhangi bir şeye insanlar kutsal diye baktı diye kendisinin de kutsal olarak bakıp üslubunu buna göre dizayn edemeyeceğini dile getiriyor başta da dediğim gibi.

Yazar kitapta kendisine gelen tepkileri yazmış. Bunlardan birkaçi:

- Atalarının 1915 lerde yaşadıkları günleri mi özledin? (..)
- Lan Ermeni Dölü, (..)
- Bende senin bıyığını, gözlüğünü, kelini, beşiğini sallayanı sikeyim. Anasını Siktiğimin ermeni dölü. 

Sonuncusu aslında çok şey anlatıyor: Neden tepki gösterirken tepkinin nedeni olan şey üzerinden tepkiyi ortaya koymuyor da bazılari; kişinin tipine, irkina, kullandığı materyale ve herhangi bedensel sakatligina/rahatsizligina saldırarak tepki gösteriyor? Özellikle sorsanız kutsal dediği anaya da kufrederek bu tepkisini süslüyor(!).
Tabi medeni şekilde tepkilerini ve uzuntulerini dile getirenler de olmuş.

Keyifli okumalar
106 syf.
·4/10
Kitap 2008 yılının bayram zamanlarına denk gelen eylül ayının bir gününde sevan nişanyanın "sansür" başlıklı ve ifade özgürlüğünü din ve allah bağlamında esprili bir dille eleştiren bir yazı yazması üzerine halktan gelen aşırı tepkilerin, kendisine yazılmış maillerin ve köşeyazıların derledndiği ve nişanyan'ın bunlar üzerine düşüncelerini ve analizlerinş belirttiği bir kitap. Yaklaşık 10-20 günlük süre zarfında yaşananları aktarıyor, on.tarihte yaşananların anlık bir fotoğrafı diyebiliriz. Şunu söylemem lazım; kitaptan entelektüel zevk alma beklentiniz olmasın. Çünkü bütün kitap yaşadığımız ortadoğu bataklığında her aklını çalıştıranın başına gelebilecek sığ tepkilerden ve kısır tartışmalardan ibaret; Din ve özgürlük.
Oysa dindar insanların acayip bir ALINGANLIK meselesi var. Olayı bir fikir ayrılığı olarak görmek istemiyorlar. Anasına nenesine dil uzatılmış moduna geçiyorlar anında. Bu da bana haksızlık gibi geliyor.
Ebussuud Efendi'ye, ‘Bir gayrimüslim kendi inancını açıklarken Müslümanların kutsal saydığı değerlere dil uzatırsa, onları küçültücü ifadeler kullanırsa, ona ne lazım gelir?’ diye sorulur. Şeyhülislam'ın verdiği cevap şu olur: ‘Bir şey lazım gelmez. Amacı İslam'ı küçültmek değil, kendi inancını (ve belki şakilesini) ortaya koymaktır.’
Hukuki bakımdan ‘aşağılama’nın ne olduğunu da her somut ifade için ayrıca ele almak gerek. Örneğin ‘bu kadar açık delile rağmen inanmayan insanın aklına şaşarım’ demek hakaret midir, değil midir? 
Efendim bazı kavramlar kutsalmış, falan filan. Kutsal olduğunu söyleyen SENSİN. Ben – ve benden daha aklı başında milyonlarca kişi – bunların hurafe olduğunu düşünüyoruz. Neden kutsal kabul edecekmişim, yahut öyle olmadığını bildiğim halde kutsalmışçasına söz edecekmişim ki? Neden fikrimi açıkça ve dilediğim üslupta dile getirmeyecekmişim ki? 

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
106
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056137907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karşıt Yayınları
"Türkiye'de pek çok insanın kafası din ve ifade özgürlükleri konusunda karışıktır: Bu kitapta derlenen yazı parçacıklarından çıkan ana sonuç bu. Ama aynı zamanda bu konuları düşünmeye ve tartışmaya yönelik ciddi bir istek ve merak vardır. Cumhuriyet döneminde dindarlara yöneltilen hoyrat ve küçümseyici dil bu tartışma sürecini zorlaştırmıştır. İnsanlar din ve ifade özgürlüğü konularını konuşmaya istekli, ama aynı zamanda, anlaşılır nedenlerle, son derece ürkek ve alıngandır. Bu derece çetrefil bir meseleye, ucundan bir ayna tutabildiysem ne mutlu bana" diyor Nişanyan.

Yazar'ın köşe yazarlığı serüveninin önemli bir halkasını oluşturan bu macerayı, yazarın gözünden okuyabilirsiniz. Sadece bir vaka incelemesi değil, aynı zamanda toplumun nabzını din ve ifade özgürlüğü konularında yakınen tutabilen bir çalışma...

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Kaan Ç.
  • Ozan
  • Naziko
  • Ozan kertiş
  • S.
  • Aristo
  • Serap Öztürk
  • Erhan K.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%12.5 (1)
7
%0
6
%12.5 (1)
5
%37.5 (3)
4
%25 (2)
3
%0
2
%0
1
%12.5 (1)