Kumral Ada Mavi Tuna, okuduğum ilk Buket Uzuner romanı. Kimilerinin çok beğendikleri kitapları “Aman bitmesin!” diye uzata uzata okuduklarına tanık olmuşumdur. Lakin ben iyi giden ne varsa hemen bitirme, noktalama telaşında olduğum için bu kitabı da bir çırpıda okudum.Sanırım iyi bir başlangıç yaptım...
Kurgusunda ve satır aralarında insanı kuşatacak o kadar çok unsur var ki kalemi elimden bırakmadan okudum. Kurgusu o kadar sağlam temellerle atılmış ki hiçbir şey havada kalmıyor.
Ada,Tuna,Meriç ve Aras öyle karakterler ki çevremizde görmeye alışık olduğumuz cinsten. İdealize edilmiş, hem fiziksel hem de huy olarak göz dolduran Aras; onun gölgesinde kalmış feminizmin bir erkek karakterde hayat bulduğu ve Aras’ın zamansız yok oluşuyla kendine bir yer edinmeye çalışan Tuna; onun yerinde olmak isteyen çoğu insana inat kendi içinde psikokojik buhranlar yaşayan Ada ve istediği şeye ulaşmak için ilmek ilmek bütün planlarını gerçekleştiren lakin herkesin gözünde sessiz, sakin, içine kapanık diye nitelendirilen Meriç.
Sadece bir aşk romanı nitelendirmesi bu kitap için çok basit kalacaktır.
Buket Uzuner, kitaptaki kişilerin gerçekte olmayan kişiler olduğunu söylemiş. Fakat çoğu kimse bunun böyle olmadığını iddia ediyor. Söylenenlere göre, Şair dayı Attila İlhan, anne Çolpan İlhan, baba Sadri Alışık. Kitabın Attila İlhan'a adandığı göz önüne alınırsa, çok da uzak olmayan bir ihtimal gibi görünüyor. Romanda geçen film adlarını internetten araştırdığımda kitaptaki adlara benzer film adlarında Çolpan ilhan adını gördüm. Nedense bana da olabilir gibi geldi...
Velhasıl insanı düşündüren, baktığın yöne yeni bir pencere açtıran ve en çok da yaşadığın dönemi sorgulatan bir kitap... Tuna bir akıl hastanesinde mi, savaşta mı bir karabasanda mı? Hayat da böyle değil mi işte? Ne olduğunu