“Adınla hatırladım, kendimi bırakırsam kaybedecek çok değerli şeylerim olduğunu. Sen, elif kadar narin, bir o kadar güçlü ve anlamı çözülemeyecek kadar gizemliydin benim aklımda. Adını kazıdığım yere, her dokunduğumda varlığından şüpheye düşmedim bir daha. Çocukluğuma sıkışıp kalmış anılarımda hapsolmuşken ya da o anılarla ben de gün yüzüne çıkarken duam adındı. Ruhuma işlemiş bakışlarının hayali açık tuttu gözlerimi. Tenime dokunan parmakların nakşetti tutkuyu bedenime. Kokun cennetin varlığından şüphe etmemi imkansız kıldı. Seni özleyerek geçti günlerim, gecelerim. Sana kavuşmanın hayaline kaptırırken kendimi, adın bir dua gibi dilimdeydi daima. Elif...”