Anlatım dili çok güçlü bir yazarmış Sándor Márai, kendisini ilk kez bu kitabıyla tanıdım.
Kitabın baş karakteri General Henrik; kendisi, eşi ve en yakın arkadaşı arasındaki gerçeğin izinde bir hayat sürüyor ve o gerçeği kabul etmek için tam kırk bir yıl bekliyor. Bu bekleyişi ile insanın soruları sözlerle değil yalnızca hayatıyla cevaplayabileceğini öğreniyor aynı zamanda. Hayatı yaşama şeklimiz aslında gerçeğimizdir ama bunu ömrümüzün sonunda öğreniriz diyor. İnsanın kendi gerçeğini ararken bu kadar derine inebilmesi, bütün katmanları sıyırıp en temeldekini görmesi ve kabul etmeye hazır olması muhteşem anlatılıyor kitapta. Yazar, neredeyse hiç olay yaşanmadan, bir durumun ifade edilişini o kadar güzel anlatmış ki beni kendisine hayran bıraktı.
Gerçek ile hakikatin asla aynı şey olamayacağı, gerçeğin sadece olaydan ibaret olmasına karşılık hakikatin gerekçe, niyet ve düşünceyi de kapsadığını anlatan bölüm özellikle en sevdiğim yer oldu.