Ey gönül! Mademki, nasibin hep kanamaktır, her gün hâlin biraz daha fena olmaktadır; mademki, işin sonunda bırakıp gidecektin, ey ruh, bu bedene ne diye girdin?
Önce bana kendimi bildirdin, sonra neden beni kendimden ayırdın?
Mademki, ezelden beri beni bırakmamaya karar vermiştin, beni âlemde niçin perişan ettin?
Benim nasibime şarap ve sarhoşluk düştü. Halk, beni neden ayıplıyor acaba?
Keşke her haram olan şey insanı sarhoş etseydi de dünyada ayık bir tek adam görmeseydim.
Bu dünyanın doğurduğu hadiselerden korkma. Her ne gelirse gelsin, sürekli değildir, korkma!
Ömrünün şu birkaç dakikasını ganimet bil; geçmiş olan şeyi düşünme, gelecekten korkma!
Bana danışmadan bu dünyaya getirdiler beni. Burada yaşadığım müddetçe de hayretten hayrete düştüm. Sonra yine elimde olmadan göçüp gidiyorum. Bu gidip gelmelerden maksat ne olduğunu da bilmiyorum.