Çiçekli ayraç

Çiçekli ayraç
@EmineeeD
Bir aydınlanma ruhu içinde felaket yalnızdık. instagram.com/p/CYhH79jtLRu/?...
Kalemimden
Hayat… Kimi zaman güneşli bir patika, kimi zaman sisli bir yokuş… Bu yolda yürümek, çoğu zaman kolay değildir. Her zaman düz, engellerden arınmış bir rotada ilerleyemez insan. Bazen hızla koşarsın umutla; bazen de ansızın, çıkmaz bir sokağın karanlığına saplanırsın. Geriye dönmek zorunda kalırsın, o kadar yol almışken… Ama bu, yanlış bir yola saptığın anlamına gelmez her zaman. Çünkü bazen, yaptığımız yanlışlar; bizi doğruya götüren en değerli öğretmenlerimiz olur. Her yara, her düşüş, her pişmanlık… Birer iz bırakır içimizde. O izlerdir bize “kim” olduğumuzu, “nasıl” biri olacağımızı gösteren. Yanlış yapmaktan korkma. Kalbin kırılabilir, dizin kanayabilir… Ama unutma, en sağlam insanlar en çok düşenlerdir. Her seferinde yeniden ayağa kalkıp yürüyebilenlerdir gerçek güçlü olanlar. Bu yüzden sen, ne olursa olsun, yolundan dönme. Korkma düşmekten. Korkma yanılmaktan. Çünkü her yanlış, seni biraz daha sen yapar. Her yara, biraz daha olgunlaştırır ruhunu. Ve en önemlisi; sen, sen ol… ASLA yanlış yapmaktan korkma. Çünkü bazen, en doğru adım; o en yanlış görünen yoldadır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
yangın
Bir şehir yanarken, bir doğa kül olurken, canlılar can havliyle kaçarken… İnsan nasıl olur da arkasındaki alevleri “güzel bir fon” gibi görüp objektife gülümseyebilir? İzmir’in ciğerleri yanıyor. Sadece ağaçlar değil; kuşlar, sincaplar, arılar, köstebekler, kaplumbağalar… binlerce can yok oluyor. Evler tahliye ediliyor, insanlar endişeyle gözyaşı döküyor. İtfaiyeciler, gönüllüler, köylüler canlarını tehlikeye atarak bu alevlere karşı savaşıyor. Ve o sırada biri, yangını arkasına alıp anı yakalamaya çalışıyor. Bu bir anı değil; bu bir felaket. Bu bir “anı” olarak saklanacak bir kare değil, utanılması gereken bir andır. Yangın manzarasına karşı poz veren her gülümseme, doğanın çığlıklarına karşı bir saygısızlıktır. O karede bir zafer yoktur. Orada ancak duyarsızlık, empati eksikliği ve toplumsal çürüme vardır. Görselin güzelliğine değil, yaşanan acıya bakmayı öğrenmeliyiz. Fotoğraf çekmek yerine bir damla su taşımaya, bir canlıyı kurtarmaya, bir yüreğe dokunmaya çalışmalıyız. Çünkü bu dünyayı kurtaracak olanlar, poz verenler değil; elini taşın altına koyanlardır. Doğa bizden sadece bir şey istiyor: Saygı. En azından yanarken yüzümüzü dönelim, sırtımızı değil.
Gece, vicdan muhasebesi, yalnızlık ve içsel çatışmalar temaları yoğun şekilde işlenir.
…. siz şehirde büyümüş bir çocuk için boş bir arsanın ne demek olduğunu asla anlayamazsınız.