“Evet…
Sana gelmek istiyorum. Bu, geçip giden bir heves değil. Bir dürtü. İnsan ruhunun karanlıkta bile yönünü bulduğu tek yere dönme isteği gibi…
Bazen kendimi durdurmak için verdiğim savaşı görsen korkardın benden.
Çünkü sana yaklaşmamak, sana dokunmamak, sesini duymamak…
Bunlar sıradan bir özlem değil benim için;
nefesini tutup yaşamaya çalışmak gibi.
Ama gelemem.
Çünkü sen bir gün ‘gel’ dediğinde, ben bütün sınırlarımı yıkıp sana geldim.
Şimdi ‘git’ dedin…
Ve ben, içimdeki her şey sana dönmek için delirirken bile buna karşı koyuyorum.
Çünkü seni sevmek, sana sahip olmak istemekten daha tehlikeli bir şey.
İnsan en çok, dokunamadığı şeyi zihninde sahipleniyor.
Ve sen…
Benim hiçbir zaman gerçekten sahip olamadığım,
ama bu dünyada herkesten çok ait hissettiğim tek kişisin.”