Bugün öğretmen, yalnızca tekrar yaptıran ve ezberleten bir memur hâline gelmiştir; müfettiş arkadaşının isteği ya da makamın emriyle iyi ya da kötü rapor yazan bir görevli olmuştur. Bütün eğitim sistemi ise, mümkün olduğu kadar çok diploma dağıtan bir memurluk hâline gelmiştir. Bu yüzden memleketin her yanında dağıtılan diplomalar artık ilim ve hakikatin belgeleri değil, resmî makam ve koltuk satın almaya yarayan banknotlar gibidir.
Eğitim alanında inkılapların yapıldığı son dönem, okul sayısını artırdı ama eğitimin niteliğini yükseltmedi; öğretimi hayatla ilişkilendirdi fakat ilmi sevdiremedi; öğrenciyi esnafa yaklaştırdı ama hakikati kurtaramadı; okuma yazmayı çoğunluğa öğretti ancak halkı gerçek anlamda aydınlara bağlayamadı.
Bugün disiplinsiz, gayesiz ve işlevsiz okulların, medeni bir toplumu bir araya getirmesi ve ileriye taşıması, yetenekli zekâlar yetiştirmesi elbette mümkün değildir ve zaten yetiştiremediği de ortadadır.
Erich Fromm, modern dünyanın bunalımını; insanın özgürleşirken kendinden, başkasından ve anlamdan kopması olarak okur. Tüketim, hız ve itaat kültürü içinde insanın “sahip olmak” ile “olmak” arasındaki farkı unuttuğunu söyler.
"İlkel insanın doğal güçler karşısında çaresiz kalmış olması gibi modern insan da kendi elleriyle yaratmış olduğu toplumsal ve ekonomik güçler karşısında çaresizdir."