Okumadan olmaz denilecek kitaplardan bir tanesi. Okuma zevkinizi yeni baştan yaratacak bir kitap. Duygusallık, sevdiklerimize karşı olan güçlü bağlar ve en önemlisi de asla boyun eğmememiz gereken adaletsizlikler...
Konu olarak yıllarca hapis yatan -suçsuz yere?- Dr. Manette’nin akli dengesini kaybedecek kadar bunalıma girmesi ve o dört duvar arasındaki tek uğraşı ayakkabı yapmak olacak kadar hayattan umutsuzlaşması. Tam o esnada Mr. Lorry ile güzeller güzeli biricik kızı Lucie yardım etmek için herhangi bir yol aramaktadırlar. Oysa ne kadar zarif ve iyi niyetli bir insandır Dr.Manette. Zaten hayatta da cezalar,adaletsizlikler hep iyi niyetlilere dokunmaz mı? On sekiz yıl hapis yatan bir babanın büyümüş, güzelleşmiş o kızını görüşüründeki mutluluğu ve yine o babanın karanlık günlere dönme korkusunun aklından çıkmadan yaşayacağı bir ömrü düşünün.
Paris ve Londra arasında gelişen olaylarda Fransız Devrimi de rol oynuyor . Okurken içinizde mutluluk kadar hüzün de yer alıyor. Tek solukta okunacak mükemmel bir Charles Dickens eseri. Tek püf nokta kitaba başlama ve bitirme arasına fazla zaman girmemesi kitabı daha akılda bırakıcı ve anlaşılır yapıyor. Böylece olanları çok daha net biçimde anlayıp hayal edebiliyorsunuz. İnsan ister istemez okurken iyilerin kazanıp kötülerin kaybettiği zamanların hayalini kurmadan da edemiyor. Mutlaka alınması gereken kitaplardan bir tanesi. İyi okumalar.