Emir

Emir
@Emirovic21
tarih, din, psikoloji, felsefe, kişisel gelişim
Biyomühendislik/Üniversite
Bursa
Osmangazi/Bursa, 17 Ağustos 2004
59 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Uzanıp rahatlamak ve uykuya dalmak... İç huzurun sağlandığı ve omuzlarımızdaki yükten kurtulabileceğimiz yegane an ve bunu yaparken farkında olmadan yapıştığımız o yükler bizim huzurumuzu bozarak hayattan alacağımız tadı da etkileyebilir. O yükleri bir kenara bırakmakta sakınca yok, bu ne ihanet ne de tembellik veya ciddiyetsizlik. Yükünü bırakan, neden yüklendiyse aynı hisle tekrar yükleyebilir omzuna. Eğer yapamıyorsa bunu, köledir.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Bağların Alt Metni
İnsanlara bağlanmamız ve onların peşinden kopmamız veya eşyalardan kopamama durumu, kendimizden bir parçanın onlarda olmasından kaynaklı. Eksikliğimizi veya benzerliğimizi gördüğümüz şeylere kolayca kendimizi verebiliyoruz ve bunu istemsizce yapıyoruz. Bu durum, bir noktada kişinin özyönetimini etkileyip hayatını, bağlandığı şeylere göre şekillendirme veya kişinin hayatını şekillendirmesine izin vermesine yol açar. Uzun vadede özyönetimi çökertecek bir şey bu. Bu duruma düşmemenin tek yolu ise, eksikliklerimizi ve tamam olan yanlarımızı bilip kendimizi ya düzeltmek ya da o şekilde kabul etmek. Bu kabul durumu, kendimizi başka yerlerde arama veya konumlandırmayı bıraktırıp bizi bize bırakır ve üçüncü kişilere yer kalmaz. Bu hâlin daha sağlıklı ve uzun vadede kişiyi yormayacak düzeyde olduğunu düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Alışkanlık, İrade, Özgürlük
Seçim, eylem ve sonuçların farkında olarak yaşamamız gerekiyor. Bu bazen insana yorucu gelip akışta olarak yaşama arzusuna girebilir. Bu arzu da doğrudur ki zaten ortaya çıkış sebebi de ilk bahsettiğim durumun farkında olunması değil, insanın kendisine bunu dayatması ve kendisini buna zorlamasından kaynaklıdır. Zorlayarak değil de hem farkındalığı hem koruyup eyleme geçtikten sonra kendimizi akışa bırakırsak işte o zaman en iyisi gerçekleştirilmiş olur. Eylem konusunda da alışkanlık ve bağımlılık önem arz ediyor. Tekrar edilen bir davranış zamanla iradeden çıkıp istemsizce gerçekleştirilen bir tekrar sürecine girince bu alışkanlık oluyor. Bu davranışı yer yer yapmayı bırakabiliriz ama tekrardan kendisini gösterir. Bağımlılık ile arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor; bağımlılık, o eylemi yapmaktan vazgeçememe durumudur. Bunlardan kurtulmak da öncelikle sistem işleyişini anlamaktan geçiyor. Tekrar edilen bir eylem ile zihnimizi bir nöral ağa sıkıştırmış oluyoruz. Bunu kırmak için farkındalıktan sonra ilk karşıt eylemi gerrçekleştirebilmek ve bunu devam ettirmek gerekiyor. Anlamsız gelse de beyin o davranışı alıştığı için bundan kopabilmek adına beyni bu karşıt eylemi gerçekleştirirken kapatıp sadece yapmak gerekiyor. Bir kere bu eylemin anlamı belirlendi ve bir kere yaptık diye alışkanlıktan kurtulmuş olmuyoruz, o nöral ağa tekrar girdiğimi hayal edince yabancılık çektiğimizi hissedene kadar bu karşıt eyleme devam edilmesi gerekiyor. Sonrasında da bu iradeyi gösterme sebebimizin alışkanlığın bize kötü geldiğini bilip devamında da hiçbir şekilde o nöral ağa teörardan beynimizi sokmamamız gerekiyor.
Duygu ve Düşünce
Arzunun Sınırlandırılması
Kişi tarafından sınırlandırılmayan ve yönlendirilmeyen arzu, sınırları zorlamaya ve bulduğu her yöne atlamaya yatkındır. Bu sebeple insan; önce kendisini tanımalı, arzularının yönlendiği yolları tanımalı ve sınırlarını buna çizmelidir. Eğer hayatı sınırsızca yaşarsa, zamanla içerisinden çıkamayacağı bir sapkınlıkta kendisini bulması kaçınılmazdır.
Duygu ve Düşünce
Seni yolundan saptıracağını düşündüğün hislerden kaçın (ne kadar o yola girmek tatlı gelse de), seni daha kendinde hissettirecek şeylere sarıl (ne kadar sıkıcı gelse de).
Duygu ve Düşünce
Reklam