Emir

Emir
@Emirovic21
tarih, din, psikoloji, felsefe, kişisel gelişim
Biyomühendislik/Üniversite
Bursa
Osmangazi/Bursa, 17 Ağustos 2004
57 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı

Emir

, bir kitabı okumaya başladı
Junji İto
8.6/10 · 61 okunma
Reklam
Bağların Alt Metni
İnsanlara bağlanmamız ve onların peşinden kopmamız veya eşyalardan kopamama durumu, kendimizden bir parçanın onlarda olmasından kaynaklı. Eksikliğimizi veya benzerliğimizi gördüğümüz şeylere kolayca kendimizi verebiliyoruz ve bunu istemsizce yapıyoruz. Bu durum, bir noktada kişinin özyönetimini etkileyip hayatını, bağlandığı şeylere göre şekillendirme veya kişinin hayatını şekillendirmesine izin vermesine yol açar. Uzun vadede özyönetimi çökertecek bir şey bu. Bu duruma düşmemenin tek yolu ise, eksikliklerimizi ve tamam olan yanlarımızı bilip kendimizi ya düzeltmek ya da o şekilde kabul etmek. Bu kabul durumu, kendimizi başka yerlerde arama veya konumlandırmayı bıraktırıp bizi bize bırakır ve üçüncü kişilere yer kalmaz. Bu hâlin daha sağlıklı ve uzun vadede kişiyi yormayacak düzeyde olduğunu düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Alışkanlık, İrade, Özgürlük
Seçim, eylem ve sonuçların farkında olarak yaşamamız gerekiyor. Bu bazen insana yorucu gelip akışta olarak yaşama arzusuna girebilir. Bu arzu da doğrudur ki zaten ortaya çıkış sebebi de ilk bahsettiğim durumun farkında olunması değil, insanın kendisine bunu dayatması ve kendisini buna zorlamasından kaynaklıdır. Zorlayarak değil de hem farkındalığı hem koruyup eyleme geçtikten sonra kendimizi akışa bırakırsak işte o zaman en iyisi gerçekleştirilmiş olur. Eylem konusunda da alışkanlık ve bağımlılık önem arz ediyor. Tekrar edilen bir davranış zamanla iradeden çıkıp istemsizce gerçekleştirilen bir tekrar sürecine girince bu alışkanlık oluyor. Bu davranışı yer yer yapmayı bırakabiliriz ama tekrardan kendisini gösterir. Bağımlılık ile arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor; bağımlılık, o eylemi yapmaktan vazgeçememe durumudur. Bunlardan kurtulmak da öncelikle sistem işleyişini anlamaktan geçiyor. Tekrar edilen bir eylem ile zihnimizi bir nöral ağa sıkıştırmış oluyoruz. Bunu kırmak için farkındalıktan sonra ilk karşıt eylemi gerrçekleştirebilmek ve bunu devam ettirmek gerekiyor. Anlamsız gelse de beyin o davranışı alıştığı için bundan kopabilmek adına beyni bu karşıt eylemi gerçekleştirirken kapatıp sadece yapmak gerekiyor. Bir kere bu eylemin anlamı belirlendi ve bir kere yaptık diye alışkanlıktan kurtulmuş olmuyoruz, o nöral ağa tekrar girdiğimi hayal edince yabancılık çektiğimizi hissedene kadar bu karşıt eyleme devam edilmesi gerekiyor. Sonrasında da bu iradeyi gösterme sebebimizin alışkanlığın bize kötü geldiğini bilip devamında da hiçbir şekilde o nöral ağa teörardan beynimizi sokmamamız gerekiyor.
Duygu ve Düşünce
Garip tanrı Dionysos, Demeter gibi, acı çeken bir ölümsüzdü; acısı, başkasından ötürü değildi, doğrudan doğruya kendinden gel­mekteydi. Asma, meyve veren öteki ağaçlara, bitkilere benzemez; hepsinden çok budanır. Kışın yapraksız, çıplak, eğri büğrüdür... As­ma Dionysos, soğukların gelişiyle Persephone gibi ölürdü; ama çok daha korkunç bir ölümdü bu; bazı öykülere gore Titanların, bazı öy­külere göre de Hera'nın buyruğuyla, paramparça edilirdi. Aylar geçer, yeniden canlanırdı Dionysos; sonra aylar geçer, yeniden ölürdü. Tiyatrosunda, onun yeniden hayata dönüşünü kutlarlarken, her yıl durmadan öldüğünü unutmazlar, o yüzden tragedyalar oynarlar­dı. Şarap tanrısı, acı çekmenin çok ötesindeydi; "trajik" bir tanrıydı.
Sayfa 40 - Varlık Yayınları·Kitabı okuyor
Demeter'e adanılan bayram, başak zamanında yapılırdı. Önce­leri, tören son derece basitti: Yeni buğdaydan pişirilen ilk ekmek bölünerek, tanrıya dualar edilerek yenirdi. Bu gösterişsiz tören, sonraları esrarlı bir tapınma haline gelmiştir. Büyük bayram beş yılda bir Eylül ayında gelir, dokuz gün sürerdi. O kutsal günlerde bütün işler bırakılır, şarkılar söylenir, oyunlar oynanırdı. Birçok ya­zar, o şenlikleri anlatmıştır; ama tapınakta yapılan asıl tören hakkında hiç bilgimiz yoktur, çünkü törene katılanlar kimseye bir şey anlatmamak için yemin ederlerdi. Büyük tapınak, Athenai yakınlarındaki küçük bir şehir olan Eleusis'teydi. Orada yapılan törenler, Yunan dünyasında oldugu ka­dar Latin diinyasında da saygıyla anılmıştır. İsa'dan önceki yüzyılda Cicero şöyle yazmışltır: "Bu esrarlı törenlerden yüce bir şey yoktur. Davranışlarımızı güzelleştirmiş, geleneklerimizi yumuşatmıştır on­lar; yabanlıktan gerçek insanlığa geçmemizi sağlamıştır. Bize, yal­nız mutluluk içinde yaşamayı degil, iyi bir umutla ölmeyi de ögret­miştir."
Sayfa 29 - Varlık Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam