Emir

Emir
@Emirovic21
tarih, din, psikoloji, felsefe, kişisel gelişim
Biyomühendislik/Üniversite
Bursa
Osmangazi/Bursa, 17 Ağustos 2004
59 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Kallisto, Arkadia Kralı Lykaion'un kızıydı. Zeus bir gün Lykai­on'a yemeğe gelmişti. Nedendir bilinmez, kral, tanrılar tanrısına insan eti yedirmeye kalktı. Zeus, bunu sezince küplere bindi Lykai­on'u bir kurt yapıverdi. Bir süre sonra Zeus, Kallisto'yu ormanda avlanırken gordü; hemen tuluverdi kızcağıza. Hera, Kallisto'nun Zeus'tan bir çocuk doğurdugunu öğenir öğenmez onu ayi biçimine soktu. Bununla da yetinmedi yüce tanrıça, ne yaptıysa yaptı, Kallisto'yla oğlu Ar­kas'ı karşı karşıya getirdi. İsteği, Arkas'ın ayı biçimindeki annesini tanımayıp öldürmesiydi. Ama Zeus, daha çabuk davrandı. Kallis­to'yu kaptığı gibi gökyüzüne, yıldızların arasına koydu. Aradan za­man geçti; Arkas da ayı kılığında annesinin yanına yerleştirildi. Biri­ ne Büyük Ayı, ötekine de Küçük Ayı adı verildi. Hera, anneyle oğulun boyle yıldızlar arasına konduklarını görünce daha da öfkelendi, gidip Poseidon'la konuştu. Denizler tanrısı, Büyük Ayı'yla Küçük Ayı'nın öteki yıldızlar gibi denize inmeleri­ni yasak etti. O gün bugündür, Kallisto ile Arkas hiç yerlerinden kımıldamazlar.
Sayfa 226 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Biton ile Kleobis, Hera'nın rahibelerinden Kydippe'nin oğullarıydı. Bir gün Kydippe, ünlü yontucu yaşlı Polyklitos'un yapıp Ar­gos'a diktiği Hera heykelini görmek istedi. Çok uzaktaydı Argos, oraya gidilse ancak arabayla gidilebilirdi. Araba vardı; arna ne at, ne de öküz bulabildiler. Biton ile Kleobis, annelerine, "Biz gotürürüz seni," diyerek kendilerini arabaya koştular. O tozda, toprakta, o kavurucu sıcakta Argos'a kadar çektiler arabayı, Hera'nın heykelinin yanına vardıkları zaman ikisi de yor­gunluktan bitmişti. Anneleri inip tanrının heykeli önünde diz çöktü. "Hera," dedi, "n'olursun, oğullarıma en iyi armağanını bağışla." Kydippe'nin yakarması biter bitmez Biton ile Kleobis yere yiığılıverdiler. Gören uykuda sanırdı onları; gülümsüyorlardı. Eğilip baktı: ikisi de ölmüştü.
Sayfa 223 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tanrılarla, tanrıçalarla boy ölçüşmeye kalkmanın insana nele­re mal olacağını, Arakhne'nin öyküsü apaçık göstermektedir. Olympos'ta nasıl demircilikte tek usta Hephaistos'sa, dokumacılıkta da Athena birinciydi. Tanrıça bir gün Arakhne adlı bir köylü kızın do­kumacılıkta eşsiz bir güce sahip olduğunu duydu. Hemen Lydia'ya indi Olympos'tan, Arakhne'nin oturdugu kulübeye giderek onu bir yarışmaya çağırdı. Bu çağrıyı kabul etti Arakhne. ikisi de tezgahlanrını kurup mekiklerini çalıştırmaya başladılar. Altın, gümüş, gökkuşağı renkli kumaşlar dokundu. Yarışma sona erince Athena, Arakh­ne'nin dokuduğu kumaşın kendi dokumasmdan geri kalır yanı olma­dığını gördü. Öfkeyle bir mekik geçirdi eline, kızcağızı dövdü. Bu­na çok üzülen Arakhne gidip kendisini astı. Aradan zaman geçince yaptığına pişman oldu Athena, büyülü bir su hazırlayarak kızın üstüne döktü. O anda bir örümcek oluverdi Arakhne, dokumacılıkta us­talığını sürdürdü.
Sayfa 221 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bağların Alt Metni
İnsanlara bağlanmamız ve onların peşinden kopmamız veya eşyalardan kopamama durumu, kendimizden bir parçanın onlarda olmasından kaynaklı. Eksikliğimizi veya benzerliğimizi gördüğümüz şeylere kolayca kendimizi verebiliyoruz ve bunu istemsizce yapıyoruz. Bu durum, bir noktada kişinin özyönetimini etkileyip hayatını, bağlandığı şeylere göre şekillendirme veya kişinin hayatını şekillendirmesine izin vermesine yol açar. Uzun vadede özyönetimi çökertecek bir şey bu. Bu duruma düşmemenin tek yolu ise, eksikliklerimizi ve tamam olan yanlarımızı bilip kendimizi ya düzeltmek ya da o şekilde kabul etmek. Bu kabul durumu, kendimizi başka yerlerde arama veya konumlandırmayı bıraktırıp bizi bize bırakır ve üçüncü kişilere yer kalmaz. Bu hâlin daha sağlıklı ve uzun vadede kişiyi yormayacak düzeyde olduğunu düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Alışkanlık, İrade, Özgürlük
Seçim, eylem ve sonuçların farkında olarak yaşamamız gerekiyor. Bu bazen insana yorucu gelip akışta olarak yaşama arzusuna girebilir. Bu arzu da doğrudur ki zaten ortaya çıkış sebebi de ilk bahsettiğim durumun farkında olunması değil, insanın kendisine bunu dayatması ve kendisini buna zorlamasından kaynaklıdır. Zorlayarak değil de hem farkındalığı hem koruyup eyleme geçtikten sonra kendimizi akışa bırakırsak işte o zaman en iyisi gerçekleştirilmiş olur. Eylem konusunda da alışkanlık ve bağımlılık önem arz ediyor. Tekrar edilen bir davranış zamanla iradeden çıkıp istemsizce gerçekleştirilen bir tekrar sürecine girince bu alışkanlık oluyor. Bu davranışı yer yer yapmayı bırakabiliriz ama tekrardan kendisini gösterir. Bağımlılık ile arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor; bağımlılık, o eylemi yapmaktan vazgeçememe durumudur. Bunlardan kurtulmak da öncelikle sistem işleyişini anlamaktan geçiyor. Tekrar edilen bir eylem ile zihnimizi bir nöral ağa sıkıştırmış oluyoruz. Bunu kırmak için farkındalıktan sonra ilk karşıt eylemi gerrçekleştirebilmek ve bunu devam ettirmek gerekiyor. Anlamsız gelse de beyin o davranışı alıştığı için bundan kopabilmek adına beyni bu karşıt eylemi gerçekleştirirken kapatıp sadece yapmak gerekiyor. Bir kere bu eylemin anlamı belirlendi ve bir kere yaptık diye alışkanlıktan kurtulmuş olmuyoruz, o nöral ağa tekrar girdiğimi hayal edince yabancılık çektiğimizi hissedene kadar bu karşıt eyleme devam edilmesi gerekiyor. Sonrasında da bu iradeyi gösterme sebebimizin alışkanlığın bize kötü geldiğini bilip devamında da hiçbir şekilde o nöral ağa teörardan beynimizi sokmamamız gerekiyor.
Duygu ve Düşünce
Reklam