Roman, küçük yaşta Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen Dilber adlı bir cariyenin acıklı hayatını anlatır. Dilber, farklı konaklarda el değiştirir, kötü muamelelere maruz kalır ve özgürlüğe ulaşma hayaliyle yaşar. Bir konakta ressam olan Celal Bey ile arasında duygusal bir bağ oluşur, ancak sınıf farkı ve kölelik düzeni bu ilişkiyi imkânsız hale getirir.
"İnsan derin hayaller içinde kaybolup gittiği zaman hiçbir kelimenin tarif edemeyeceği -ruha karşı şimşek gibi açıldığı anda biten- ebedi bir tebessüm, sonsuza dek sürmeye layık olmaz mı?"
"Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır."