Ülkede kültür emekçisi yoktu.Halkın zihni uykudayken cehalet artıyor kabalık ve yoksulluk büyüyor, devlet gittikçe zayıflıyor, ahlaki, zihinsel ve ekonomik iflasa doğru gidiyordu. Ya ülkenin yeniden canlanmasını bekleyen, biraz eğitim almış insanlar ne yapıyordu?
Doğa’nın uçsuz bucaksız Huzur’u ana kucağı gibidir, çünkü tanımaz beni; atomların, sistemlerin uzak dinginliği, hakkımda hiçbir şey bilmediği için öyle kardeşçe davranır ki…
Saat denen şu bayağılık yüzünden uyanıyorum kendimden: Toplumsal hayatın zamanın sürekliliğini hapsetmek için yarattığı manastır hayatıdır saat, soyutunun içindeki sınır, bilinmezliğin içindeki huduttur.