İnsan zihni garipti. Çoğu kez kendi zihnimizin karanlıklarında ürettiğimiz korkulara dayanarak bakıyorduk her şeye. Ve gördüğümüz şeyin ne olduğunu da sahip olduğumuz korkular ve endişeler belirliyordu ne yazık ki.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acaba gerçek aşk diye bir şey var mıydı gerçekten? Hem zaten ne diye başına "gerçek" sıfatı eklenmişti ki? Sadece aşk demek kâfi gelmiyor muydu? Demek ki o kadar çok aşk olmayan aşk vardı ki günümüzde, kelimenin başına "gerçek" sıfatını eklemeye gerek duymuşlardı. Eğer gerçek aşk bu kadar bulunmayan bir şeyse bunca evlenen insan nasıl evlenmişti peki bu durumda?
...Kendi varoluşunu herkesten gizleyerek, yalan bir hayat sürdürmenin ve isteklerini, arzularını bastırmanın ne kadar zor bir şey olduğunu tahmin edebiliyordu. Herkesin hayatı zordu aslında...
Babalarımız, unuttuğumuzu zannettiğimiz ama hiçbir zaman silinmeyecek buruk bir anı olarak hep yaşayacaktır zihnimizde. Onlar kaşımızda gözümüzde, boyumuzda bosumuzda, aklımızda ve yüreğimizdedir. Kudretleri güç verir bize, şefkatleri yüreğimizi yumuşatır, zalimlikleri korkak yapar bizi ya da acımasız, cesaretleri ruhumuzu yüceltir, ödleklikleri küçültür. Velhasıl iyilik ve kötülük, bencillik ve fedakârlık, ne kadar karşıtlık varsa ruhumuzda, hangisinin galip geleceği babamızın şahsiyetiyle alakalıdır.