"Düşünce aşkın öncüsüdür. Düşünce ihtimallerinin hareket dairesinin köşesini bucağını araştırarak gerisinden gelmekte olan sevdaya emin bir yol açar. Bu yürüyüşün sonu ya bir meydan savaşı ya da bir rahatlıktır. Sevda savaşı pek müthiş, pek kötüdür."
Eğer sen de bir dönem “fazla hissediyorum” diye kendini suçladıysan, bu kitap sana suçlu olmadığını anlatıyor. 100 yıl önceden gelen bir mektup gibi. Okurken altı çizili cümleler değil, altı çizili hisler biriktiriyorsun. Bir kızın ilk aşk hikayesindeki duygu dünyası bu kadar güzel anlatılabilirdi. Mehmet Rauf'un bir genç kızın psikolojisine ve duygularına bu kadar hâkim olması ve bunu kalemine yansıtması büyük bir ustalık. Bu kitap için şunu diyebilirim; ben değil, o beni seçti...
Kitabı elime aldığım zaman, ki ruhen çok dağınık hissettiğim bir zamandı. Bazı tanımlayamadığım duygularımı fark etmemi sağladı. Üzerimde etki bırakan kitapları hep seveceğim.İşte bazen böyle isabetli olasılıklar olabiliyor hayatta. Neyin, ne zaman sana iyi gelebileceğini bilemiyorsun. Benim için bu kitap onlardan biri oldu. Pervin'i değil, kendimi okudum. Tüm genç kızların kalbini bu kadar derin tanıyıp anlattığın için teşekkürler Mehmet Rauf...
"Ya Rabbim, bütün evreni, bütün varlığı yaratmak, pek, pek büyük bir harikadır... Fakat yalnız aşkı yaratmak onların hepsinden büyük, hepsinden kutsal bir şeydir... Birbirini seven iki kalp için bütün dünya, bütün evren nasıl birbirlerinden ibaret kalıyor. Bütün afetler, bütün kötülükler onlar için nasıl hiç oluyor!"
"O bana böyle bütün ruhunun coşkusuyla bakarken ben bu bakışların altında o kadar iradesiz kalıyorum ki her şeyi unutarak hatta onların yanında kendimi onun ayakları altına atmak ve: "Seninim, niçin korkuyorsun... İşte seninim... demek için ölüyorum."