Duygusal insanı duyguları hisseden kişi (hepimiz yapabiliriz bunu) olarak değil onları değerlendiren kişi olarak tanımlamak gerekir. Duygu bir değer olarak görüldüğünde herkes hissetmek ister onu ve hepimiz duygularımızla övündüğümüzden bunları sergileme dürtüsü de güçlüdür..
Gerçek aşk dediği şey bir aşk-ilişki değil bir aşk-duygudur: Tanrısal bir elin bir insanın yüreğinde tutuşturduğu alev sevenin sevgiliyi bütün başkalaşmalar altında aradığı bir meşaledir. Böyle bir aşk (aşk-duygu) sadakatsizliği tanımaz çünkü nesne değişsede aşk aynı görsel elin tutuşturduğu aynı meşale olarak kalır.