Emre 12

Emre 12
@Emre3412
“Yalnızlık Misafiri” Kalabalıklar içinde yapayalnızım. Bir hikâyem var — kimse okumasa da yazmakla geçiriyorum değerli zamanlarımı. Geçmişin karanlık sokakları, öylesine uzun, öylesine sessiz ki… Bir sokak lambasına hasret kaldım; ışık olsun diye değil, gölgelerimi görebilmek için. Elimde, yürümeme yardım eden eski bir değnek. Kolumda, dedemden kalma bir saat. Saatin tik taklarında sessizlik büyüyor, sessizliğin içinde kaybolmuş mutluluklar geziniyor. Ve ben — kıymetini bilmeyen biri olarak — çoklarının hayalini kurduğu bir hayatın içinde kaybolmuşum. Aklım, beynim, iliklerime kadar doluyum aslında mutlulukla. Ama nedense, şikâyet ediyorum yaşarken. Kızma bana. Hor görme beni. Bazen insan, elindekinin kıymetini bilse de kendi kıymetini bilmiyor işte. Hayat dediğin kulvar, kendiyle barışık olmayan birine gereğinden fazla zor. Diyorum ki bazen: O mavi gökyüzüne yalnız bakmaktan yoruldum. Ben bir hikâye istedim… Ama suçlu aramadan, “suçsuz biz”leri yaşatmak istedim. Kader beni dinlemedi,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sen benimsin ben seninim...
"Benimsin, Ben Seninim" Beni eller gibi görme sen, Yabancı bakışlara mahkûm etme yüreğimi... Ben seni, Adını anarken bile içim titrercesine sevdim. Seninle büyüdüm, seninle eksildim, Yine de hep sen diye tamamlandım. Benimsin… Sana ait olsun istedim kalbim. Kimseler dokunmasın sana, Rüzgâr bile ismini yanlış fısıldamasın. Gözlerin başka yere değmesin istedim, Ben varken dünya neylesin istedim… Ben seninim… Sana emanet bir ruh gibi, Her sabah seninle uyanmaya, Her gece adınla uyumaya yazgılı… Kırıldım belki, ama vazgeçmedim. Sessizce sevdim seni, Kendi içimde bir ömür sakladım. Beni eller gibi görme… Ben yoldan geçen biri değilim. Ben, senin en çok sevdiğin halini ezberleyen kişiyim. En derin yaranda dua gibi bekleyen… Seninle ağlayıp, seninle susanım.
"Keşke büyümeseydim"...
Tadım yok bugünlerde, Kelimelerime seni davet edemedim… Kalemim küskün, Kâğıdımın satırları karamsarlığa meyilli. Hava bile küskün, Karanlığa aşkını ilan etmiş… Ben böyle olsun istemedim. Hayat uzun görünse de, Ömür dediğin yol; inişli, çıkışlı, engebeli… Vur hayat, Sille yüzüme… Canımı daha ne kadar yakabilirsin? Adını "umut" koymanın ne faydası kaldı ki… İyisi mi, boşver. Yukarıdan bakınca mutlu görünebilirim belki, O zalim izlediği hayatımla mutlu bile olabilir. Gitmenin kolaylığıyla İçine dönük çocuğu hayallerine küstürdü. Soğukluğu… Düştüğüm cehennemin ateşini söndürdü. Gecemin ışığını bitirdi, Zaman dönüp durdu… Gitmenin korkusunu bile öldürdü. Uykum bölündü… Rüyadan uyandım. Aynaya baktım,
[Adını Anamadığım Birine…] Yaralar derin olunca, insan ağlamayı bile unutuyor. İlk okuduğumda kendi içime döndüm ve dedim ki: “Ben gülmeyi unutalı çok zaman oldu…” Daha kaç sevinç, kaç mutluluk, kaç kahkaha terk edecekti beni? Bilmiyorum… Ama biliyorum ki, her gidiş bende başka bir sessizlik bıraktı. Kederlerine âşık olduğum bir "ben" inşa ettim… Bilmiyorum, bu sana bile kolay mı geldi? Sen… Benim için sevmeyi öğreten, sevilmeyi hissettiren bir ışık oldun. Ben… Sevildikçe geri çekilen, korkan, utanıp susan biri oldum. Bir korkak belki, bir çekingen, bir sıkılgan. Şimdi bilmiyorum… Başka kollarda, başka yollarda, başka umut ışıklarında ve başka denizlerde beni arar mısın? Yoksa beni hiç istemedin de, sadece benim gibi seven biri fazla mı geldi sana? Keşke… Sadece göğsümde taşıdığım izini bilseydin. Keşke görseydin. Beni, bizimle birlikte yaşasaydın. Ya da… Hiç uğramasaydın, sadece geçip gitseydin içimden öylece.
Ve yıllar geçer... O küçük bebek büyür. Zaman, onun ellerine kalem tutuşturur, dizlerine yara, yüreğine yük bırakır. Artık o, kendi başına yürümeye başlayan bir çocuktur. Bir gün... Sadece iki yüz metre uzağa gitmek için cesaretini toplar. Yalnız yürür. Ama o yürüyüş bir "yolculuk"tur aslında... Kendi içine, kendi korkularına, kendi zincirlerine. O parkta bir basketbol sahasının önünde durur. İçi bomboş bir saha... Ne bir çocuk sesi, ne bir kalabalık. Ama kapıyı geçip içeri adım atamaz. Zincirleri görünmez ama ağırdır. Korkmaz... sadece alışamamıştır henüz özgürlüğe. O an bir ses gelir içinden: “Ben erkeğim.” Kendiyle çelişir, ama yürür geri. Henüz içeri giremese de... bir kapı açmıştır aslında.