İlk okuduğum bölüm kader kavramıyla ilgiliydi "eğer insanların kaderi alnına yazılmışsa, ugraşmasina ne gerek var?" sorusu soruluyordu. O zaman insanların işlediği günahın da sevabın da sorumluluğu Allah'a ait değil miydi? Bu soru beni müthiş ilgilendirmisti. çünkü hem varoluşçukuk felsefesinin temel sorusuydu hem de Balzac aynı soruyu öğretmenine sormuştu.
Alimin yorumu ve cevabi ilginçti: Ay tutulmasını örnek gösteriyordu; insanlar Ay ın hangi tarih ve saatte tutulacağını bilirdi ama bu bilgi insanlarin Ay tutulmasına neden oldugu anlamina gelmezdi. Ay kendi kurallari ve tabi oldugu disiplin gereğince tutulurdu, biz sadece bunu onceden bilirdik. Kader de ayni bicimdeydi. insanın kaderi kendi davranışına bağlıydı. Ne var ki bu Tanrı katında önceden bilinirdi. Alın yazısı denilen şey buydu