Hayır ben o tanıdığınız insan değilim. Gereğinden fazlasını görebilen, zannetmenizi sağlayan, hissettiklerini bastırabilen ama bazı duygularını asla bastıramayıp gösteren adamım. Sizin öyle zannetmenizi sağlayabilirim. Çevremdeki herkes kendini akıllı, zeki, istediğini yapabilecek sanabilir. Ama bunu zannetmenizi sağlayan sadece benim. Hissederim, görürüm, farkederim ama beklerim. Zannettiğinizden daha fazla sabırlıyım. Sizi yeterince tanımadığımı düşünebilirsiniz. Yüzünüze vurduğumun elimdekinin hepsi olduğunu düşünebilirsiniz. Bu sadece öyle düşünmenizi istediğimden de olabilir, benim sizin öyle düşünmenizi istediğimden de, veya içten içe duygusal olarak benim öyle olmasını istediğim için de. Müsaade ettiklerimi kendi zekanızın yüksekliği olduğunuzu düşünmeniz hoşuma gidiyor belki de. Ya da ilahi adalete bırakmam sizin böyle düşünmenizi sağlıyor. Ama emin olun tahmin ettiğinizden hep bir adım öndeyim. Size bunu düşündüren sadece benim öyle olmasını istememem, yüzünüze bildiğimin yüzde 25ini vurmam veyahut o anın bi süre daha devam etmesini istememden anı bozmaya kıyamayışımdan. Ama emin olun hissetmek isteniyorum artık. Görmek istemiyorum. Yanılmamak haklı çıkmak istemiyorum. Belki de aptal ve hissiz olmak hayatın bi lütfudur. Ve ben o lütuftan faydalanamadığım için bunca acıya mâruz kalmışımdır. Kim bilir, belki mutlu olmanın sırrı görememektir…
Ne mutlu göremeyenlere, hissedemeyenlere, mutlu olanlara….
Emre