En ufak bir sesten ürken, kendi gölgesinden bile korkan, gergin, hep tetikte ve diken üstünde, hayatını kurtarmak için anında fırlayıp deli gibi kaçmaya hazır ürkek bir av olan ben, sanki sonsuz bir zamandır ormanda dolaşıyordum. Çünkü ormanı mesken tutmuş bütün yırtıcıların avıydım ve o canavar avcılardan, korkudan çıldırmış vaziyette kaçardım.
O çatal dilli, boncuk gözlü, parlak pullu, tıslayan ve çınlayan yılanları, ben zaten çok iyi tanımıyor muydum? Onlar benim eski dostlarım, daha doğrusu gecelerimi korkuyla dolduran düşmanlarımdı.