Zihnim gelişmeye başlamıştı. Kendim ve etrafımda olup bitenler hakkında daha fazla şey anlıyordum. Biri bana anlattığı için değildi bu; biraz daha fazla hissetmeye, biraz daha fazla düşünmeye ve dolayısıyla biraz daha fazla şey bilmeye başlamamdan kaynaklanıyordu.
Gerçek erenler, bu yolun demişler, sonu melâmet. Her şeyin bir sonu var; o son da bir başlangıç. Yaşayışın hiçliği gençken anlaşılmaz; yıkımın çetinliği yapılırken düşünülmez. Kendini "iyi" bilen, başkalarının kötülüklerini görür, yerer de kendi ayıbını göremez. Ama "Kendi ayıbını gören, başkalarının ayıplarıyla oyalanamaz" buyrulmuş. İnsan ne kadar olgunlaşırsa noksanını o kadar anlar! Nitekim ne kadar bilgide derine dalar, enine boyuna genişlerse o kadar bilgisizliğini, bilmediklerinin sınırsızlığını duyar, küçülür. Elde ettiği şeylerin hiçliğini, elde edilemeyenlerin sonsuzluğunu idrâk ettirir insana. Gerçek yolculuğunun son durağı da bu yüzden melâmettir.