Dünya'dan Ay'a yolculuk, bu cümleyi ilk kurduğum zaman sıradan bir cümleymiş gibi geliyor ama biraz düşündükten sonra aslında müthiş bir gizemin ve birçok soruların olduğu bir dünyaya açılıyor.
Geçmişten bu günümüze kadar birçok bilim insanı uzaya, evrene kafa yormuştur değil mi?
Şüphesiz ki insan aklının mükemmelliği biz insanların uzay hakkında sahip olduğumuz bilgileri her geçen gün arttırmaktadır.
24 Aralık 2021 yılında uzaya atılan James webb uzay teleskopu kim bilir bizlere ne bilgiler vericektir. Dile kolay 20 yıldan fazla bir süredir üzerinde çalışılıyor ve yüzlerce bilim insanı bu teleskop sıfır hataya yakın bir performans göstersin diye canla başla çalışmış. Bu bilgileri niçin verdiğime gelecek olursam, aslında her şey ufacık şeylerle başlar bu kimi zaman bir sorun olabilir kimi zaman da merak duygusu olabilir. İnsanoğlu önce yıldızları görür, hayal eder sonra kimisi materyal geliştirir görmeye çalışır sonra kimisi resmini çizmeye kalkar. Kimileri de daha yakına gitmek için araçlar üretir kimileri üretilen araçlara binip o tecrübeyi kazanmak ister. Kimi zaman kimi insanlar da başka gezegenleri keşfetmek ister. Keşfedilen gezenlerde yaşam belirtisi sorgulanır kimi zaman da. Yani kısacası insanoğlu hep ileriye daha farklı şeylere ulaşmak ister.
Hep ileriye mi, hep farklı olana mı yoksa elimizdekinin kıymetini bilip ona sahip olmak onu daha da yaşanabilir bir gezegen haline getirmek mi sizce hangisi daha güzel?
....
Peki, her şey güzel hoş da 2021 yılına gelmemize rağmen neden Türkiye'deki insanlar uzay hakkında bir şeyler merak etmiyor veyahut ediyor mu?
Neden bizler uzay biliminde gelişemiyoruz?
Düşündüğümüz zaman birçok neden buluyoruz değil mi? Mesela yeterli maddi imkanlara sahip değiliz, mesela devlet yeterince imkanlar sağlayamıyor. Belki dış güçler
Kitaplar olmasaydı eksikliğini pek fark etmeyebilirdik, peki ya kitaplar hunharca yok edilmeye çalışılsaydı...
Hangi birimiz kitaplar yok olmasın diye mücadele ederdik?
Şu an ki hayatımızda veya geçmişte ve yahut gelecekte de kitaplar çok büyük bir öneme sahiptir şüphesiz. Bu önemin farkında olan kişiler belli bir birikimi olan veya kitap okumaya gönül veren kişilerdir. Kimi zaman da bu kitaplardan bilgiler öğrenen öğrenciler, öğretmenler, veya kişisel anlamda gelişmek isteyenlerdir farkında olanlar.
Bizler kitaplarda kimi zaman kendimizi büyük hikayelerin ortasında büyük hayallere kaptırmış buluyoruz kimi zaman da bir konu hakkında araştırma yaparken ki heyecanla dış dünya ile olan bağlantılarımızı kaybediyoruz.
Kitapların insanları bu kadar etkilemesi mucizevi bir olaydır bence. Çünkü: insanın bulunduğu ortamdan soyutlanabilmesi muhakkak ki zordur.
Sizce günümüz insanı kitapları yeterince değerlendiriyor mu?
Teknolojik gelişmeler bizleri kitaplardan uzaklaştırdı mı?
Şüphesiz ki dünya da diğer ülkelere nazaran az okuduğumuzu bilmemek için aptal olmak gerekir. Çok okuyan millet; iyi düşünür, analiz etme yeteneği artar, problemlere karşı çözüm yolları geliştirir, ülkede veya toplumda var olan bir sorunu daha akılcı yöntemlerle çözmek kolaylaşır. Daha bir çok faydası sıralanabilir.
Her ne olursa olsun kitapların yerini başka bir materyalin doldurması şüphesiz ki zor olacaktır. Tabi bunu kitapların değerinin farkında olanlar için söylemek mümkündür.
Yoksa kitap okumayan veya kitaplarla etkileşimde olmayan insanlara kitaplar hakkında bir şeyler söylemek pek de mümkün olmayacaktır.
Sizleri Guy Montag'la tanıştırayım. Kendisi bir itfaiyecidir ve Rad Bradbury'in yarattığı distopik ve fantastik edebiyatın baş kahramanıdır. Kendisine verilen görev yanmayan evlerin içindeki