Mahkûmların korkulu rüyası olan giyotine dair...
Arkadaşlar öncelikle herkese merhabalar. Bir soru soraraktan başlamak istiyorum incelemeye.
Biz insanlar bize zararı olabilecek materyallere fanatiksel olarak bağlılığı hangi amaç doğrultusunda alıyoruz acaba?
Örneklerle anlatacak olursam eğer; mesela silahı icat eden insanı düşünelim. Silahı niçin icat etmiştir sizce?
Ben şöyle düşünüyorum: İnsanoğlu var olduğundan bu yana çeşitli ihtiyaçların doğmasıyla birlikte ve bu ihtiyaçların giderilmek amacıyla insanlar kendilerine çeşitli uğraşlar ve amaçlar edindiler. Bu uğraşlar sonucunda kimi zaman ateş, kimi zaman tekerlek, kimi zaman telefon, kimi zaman silah, kimi zaman bomba...gibi gibi bir çok araçlar ortaya çıkmıştır. İşte silah denilen kavram da özünde gelişmişlik göstererek şu an ki çeşitli binlerce silah haline gelmiştir. Peki, eskiden avcılık, eğlence gibi amaçlarla kullanılan silahlar sonradan neden insanların birbirinin hayatlarına son vermek amacıyla kullandığını sormak gerekir.
Bir başka örnek daha vermek istiyorum ve kitapla ilgisi olan giyotin mesela. Giyotin çeşitli düzenekler üzerine kurulu ve keskin bir jilet veya metal parçasıyla insanların kafalarını vücutlarından ayıran bir materyal. Bunu icat eden insan niçin böyle bir şey icat etmiştir sizce?
O zaman ki adalet şartları mı bunu gerektirdi? Veya adaletsizlik şartları mı? Bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ki giyotine yatırılan insanın ölmesinden keyif alan ve büyük bir heyecanla ölmesini dileyen insanların tıpkı giyotine yatırılan insan gibi kimi zaman kendileri yatırıldı kimi zaman ise tanıdıkları, akrabaları. O zaman yeniden soruyoruz bize zarar verebilecek kapasitesi olan bir durumu biz niçin savunalım?
Acaba o dönemki insanlar giyotinin inip kalkmasından sonra yerde yuvarlanan kelleden mi hoşnut
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilim kurguyu ve ütopik dünyayı çarpıcı şekilde bize sunan nadir yazarlardan biri olan H.G Wells tıpkı "Görünmez Adam" da olduğu gibi "Zaman Makinesi" nde de kaleminin ne kadar sağlam olduğunu kanıtlamaktadır.
Zamanda yol almak, geçmişe veya geleceğe...
Eserimiz, bir bilimcinin bir odada kendi arkadaşlarına yaşadığı çok ilginç bir olayı anlatmaya başlamasıyla başlar...
İcat ettiği zaman makinesi ile yaşadığı olayı çok heyecanlı ve etkileyici şekilde hem arkadaşlarına hem de okurlara sunmaktadır.
Zaman makinesi ile yaşadığı büyük zaman farkından sonra başka bir ortama giden zaman yolcusu her şeyin çok çarpıcı şekilde evrildiğini görür. Çeşitli insan türleri ile karşılaşır ve tehlikeli insan türlerden biri olan morlukların kendisinin icat ettiği zaman makinesi'nin çalmalarıyla birlikte süreç daha da heyecanlı olmaktadır. İcat ettiği aleti onlardan almak için büyük savaş verirken bulunduğu ortamı etkileyici dille betimlesi bizleri daha da keyiflendirmektedir.
Zaman makinesi ütopik dünyaya ilgisi olan her okuyucunun mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda insana çeşitli ve doğa üstü düşünme tecrübesi de kazandırmaktadır. Kitap çok sade dille ve akıcılıkla yazılmış. Heyecanlı olması kitaptan sıkılmamanıza neden oluyor bu yüzden tek solukla bitirilebilecek bir eser.
Herkesin kendi yaşadığı zaman yolculuğunda başarılı olması dileğiyle...
Esen kalın sevgili gerçek okurlar :)