Herkes kendini "hayvansever" ilan etmiş, neye göre, kime göre? Tavus kuşunun rengârenk tüylerine hayran kalınca mı? Yolda gördüğü kediye mama verip, köpeğin başını okşayınca mı? Ama aynı insan, bir solucan toprağı deşince tiksinir, bir kurtçuk görünce midesi bulanır, karga ses edince taş atar.
Oysa gerçek hayvanseverlik, sadece göz zevkine hitap edeni değil, doğanın dengesine katkı sunanı da sevebilmektir. Solucan, o toprağı besler; kurtçuk, çürüyeni dönüştürür. Karga, zeki bir çöpçüdür; çirkin diye hor görülen. Ama tavus kuşu güzeldir, diye övülür, sevilir.
Sevgi adil değilse, samimi de değildir. Kelebek için şiir yazarken, sineği çakmakla yakmak bir çelişki değil midir? Fareyi zehirle öldürüp, köpek için barınak açmak bir vicdan terazisinde nasıl dengelenir?
Hayvan sevgisi, sadece şirin olanı sevmek değildir. O, yaşamın her biçimine saygı gösterebilmektir. Ve birçoğu, bu sınavda kargayı görüp kaçan, solucanı görüp irkilen, kurtçuğu görünce bastıran tarafında kalır.
Gerçek şu ki: Sen hayvanları değil, sadece güzel bulduklarını seviyorsun. Ve bu, sevgi değil; seçici, bencil bir beğenidir.