Bir devlet üniversitesinde makine bölümünü okuyorum. Vücut sağlığım için diyet yapıyorum. Boş zamanlarımı da film/dizi izleyerek veya kitap okuyarak (çok şaşırdınız dimi:)) geçiriyorum.
Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başladır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şöyle bir dönüp etrafa baktığımızda; insanların çoğu "Elhamdülillah Müslümanız!" derler. Fakat kendilerine "Hayatınızda hiç Kur'an okudunuz mu?" diye sorulduğunda "Hayır." cevabını alırız. Zira bende yakın bir zamana kadar böyleydim. Öyle ki kimileri Fatihâ veya İhlas sûresini bile bilmez. Bende bu sayıyı azatmak için kendimce bir uğraşa girdim ve okumaya başladım. Meali günümüz kelimeleriyle yapılmış, bu yüzden okuması ve anlaması kolay. Siz de okuyun ve düşünün! Şüphesiz o düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
İki Şehrin Hikayesi, sınıf çatışmaları, adalet, fedakarlık ve aşk temalarını işler. Charles Dickens, bu romanında hem aristokrasinin baskıcı doğasını hem de devrimin getirdiği kaosu ve adaletsizlikleri derinlemesine eleştirir. Roman, tarihî ve edebî bir başyapıt olarak kabul edilir.
Fransız Devrimi döneminde Paris ve Londra'da geçen ve devrimin hem sıradan insanlar hem de aristokratlar üzerindeki etkilerini anlatan bu romanda:
Kitabın baş karakterleri Charles Darnay ve Sydney Carton'dur. Charles, Fransız soyuna mensup bir adamdır ancak ailesinin acımasız ve adaletsiz davranışlarından rahatsız olduğu için Fransa'dan İngiltere'ye kaçar. Sydney ise içki problemi olan ve hayatta bir amacı olmayan İngiliz bir avukattır. İkili, Lucie Manette adlı genç ve güzel bir kadına âşık olurlar. Lucie'nin babası, Dr. Manette, yıllarca Bastille Hapishanesi'nde tutulmuş ve serbest bırakıldıktan sonra kızıyla birlikte Londra'ya yerleşmiştir.
Romanın ilerleyen bölümlerinde, Fransız Devrimi'nin kaotik atmosferi, karakterlerin hayatlarını derinden etkilemeye başlar. Charles, devrim sırasında Fransa'ya dönmek zorunda kalır ve burada tutuklanarak idam cezasına çarptırılır. Sydney, kendini fedakarlık ve kahramanlıkla dolu bir dönüşüme sokarak, Charles'ın yerine geçip idam edilir. Sydney'in son anlarında söylediği "Yaptığım bu iş, şimdiye kadar yaptıklarımın en iyisi olacak" sözü, romanın en meşhur repliklerinden biridir ve fedakarlığın doruk noktasını temsil eder.
Ben hayatta yalnız başına yürüyebilecek bir insan değildim. Daima onun gibi bir desteğe muhtaçtım. Bunlardan mahrum olarak yaşamam mümkün olamazdı. Buna rağmen yaşadım... Ama, netice meydanda... Eğer buna yaşamak demek caizse, yaşadım.