Kader Kılıcı, Witcher evrenine duyduğum sevgiyi daha da derinleştiren bir kitap oldu. Bu kitapta yalnızca Geralt’ın canavarlarla mücadelesini değil, kader, seçim ve insan olmanın bedeli üzerine kurulan güçlü bir anlatıyı okuyoruz. Özellikle öykülerin duygusal ağırlığı ve karakterlerin gri alanlarda dolaşması seriyi klasik bir fantastik anlatının çok ötesine taşıyor. Geralt ile Ciri arasındaki bağın yavaş yavaş şekillenmesi, kitabın en vurucu noktalarından biri; kaderin zorladığı ama karakterlerin sorguladığı bir ilişki. Sapkowski’nin dili sade ama derin, felsefi ama asla sıkıcı değil. Witcher serisini neden bu kadar sevdiğimi bana bir kez daha hatırlatan, bitirdiğimde hafif bir boşluk hissi bırakan çok güçlü bir kitaptı.
“Ne yapacaksınız, çevremiz iğrenç bir dünyayla sarılı” diye mırıldandı sonra. “Ama bu, bizim de iğrenç davranmamızı gerektirmez. İyiliğe ihtiyacımız var bizim. Babam bana böyle öğretti, ben de oğullarıma öğreteceğim.”