Witcher'in kaderi iki kadınla bağlı. Birisi sihirbaz Yennefer, diğeri Eski Halk'tan olan ufak çocuk Ciri. İlk kitapta Yennefer'e neden ve nasıl bağlı olduğunu okumuştuk. Bu kitaptaki hikayelerde Witcher'in Ciri ile neden ve nasıl bağlı olduğunu okuyoruz. Serinin tamamını okuyacaĝımı söylememe gerek yok sanırım. Bu kitapta üstelik bir de Geralt'a çok yakın olan başka bir karakterle daha tanışacaksınız. Witcher dünyasına hakim sayılsam da, beni için bile yeni bir karakterdi.
Kitap farkı diyorum gülümseyerek.
Kitapla kalın...
O kadar sıkıldım ki okurken. Tonla gereksiz hikaye dolu, boş konuşmalar ve bir daha asla adının bile anılmayacağı sayısız karakter silsilesinden ibaret resmen. Başlarda kendimi zorladım ama işler çocuk oyuncağına dönmeye başlayınca beynimi bir kenara bırakıp öyle okudum. Bu yüzden de hızlı bir okuma oldu. İlk kitaptaki masalsı anlatımı yine devam ediyordu. Yok ejderha avı, insansı ama insan olmayan canavar avı falan yani. Karakterler deseniz birbirinden itici. (Ciri hariç (ʃƪ^3^)) Tam bir komedi ತ_ತ
Kitaba puan verdiysem de bunun tamamı Ciri ve Geralt'ın birbirlerine kavuştuğunu görebilmemdi. Ciri henüz şımarık küçük bir prenses olduğu için ve Geralt'ın da ilk defa küçük bir çocuğa babalık yapmak zorunda kalması ikilinin arasındaki enerjiyi çok dinamik kılıyordu aslında. Birbirleriyle atışmaları olsun, saçma cümleleri, herşeyiyle çok güzeldi.
Bunun yanında belirtmek isterim ki Ciri tüm hikayenin birleştiği nokta olduğu için asıl ana karakter. Witcher ise bir nevi onun koruyucusu sayılır ve ne kadar onu ana karakter olarak bilsek de Rivialı Geralt'ın henüz bilmediği tek amacı Ciri'yi korumak ve onun hikayesini bitirmesinde yardımcı olup önemli bir rol oynamak. Yani Ciri olmasaydı Geralt olmazdı ve şahsen kitaptaki Geralt bu şekilde devam edecektiyse de olmamasını tercih ederim tek yaptığı yaratık avlayıp para kazanmak. Böyle hikaye mi devam eder yahu. ┐( ˘_˘)┌
Witcher'a bir süre ara vermek istiyorum çünkü devam edersem biliyorum ki uzun bir süre elime hiç kitap alamayacağım. Umarım en yakın zamanda seriye geri dönebilirim. ಥ‿ಥ
Witcher dünyasına girdikçe etkisinden çıkılması zorlaşıyor. İlk kitabın etkisiyle dayanamayıp oyunları ön sıraya aldım, daha çevrilmemiş kitapların araştırmasını yapıp beklemelere koyuldum...
“Kader Kılıcı” Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski'nin çok satan WITCHER serisindeki ikinci kitabı. çocukken sihir, hormon, ilaçlar içeren bir süreçle ve eğitimle insandan farklı bir şeye dönüşen
İlk kitaba göre kesinlikle daha iyiydi. Şu an 3. Kitabı okuyorum ve seri umarım her kitapta biraz daha güzelleşir. Yoksa 7 kitabı okumak baya eziyet olucak gibi. Okudukça witcher evrenine daha hakim oluyorsunuz ve betimlemeleri daha iyi canlandırıyorsunuz gözünüzde.
Kader Kılıcı, Witcher evrenine duyduğum sevgiyi daha da derinleştiren bir kitap oldu. Bu kitapta yalnızca Geralt’ın canavarlarla mücadelesini değil, kader, seçim ve insan olmanın bedeli üzerine kurulan güçlü bir anlatıyı okuyoruz. Özellikle öykülerin duygusal ağırlığı ve karakterlerin gri alanlarda dolaşması seriyi klasik bir fantastik anlatının çok ötesine taşıyor. Geralt ile Ciri arasındaki bağın yavaş yavaş şekillenmesi, kitabın en vurucu noktalarından biri; kaderin zorladığı ama karakterlerin sorguladığı bir ilişki. Sapkowski’nin dili sade ama derin, felsefi ama asla sıkıcı değil. Witcher serisini neden bu kadar sevdiğimi bana bir kez daha hatırlatan, bitirdiğimde hafif bir boşluk hissi bırakan çok güçlü bir kitaptı.
İkinci kitabı kitapçıda gördüğümde tereddüt etmeden aldım, iyi bir serüvene adım atacağımı biliyordum. Beklentilerimin çok daha üstündeydi. Ana karakterin aşk ve kader ile ortaya çıkan durumlarını birebir hissettim. Yazar mükemmel derecede iyi yazmış. Yeteneğini kıskanmadım dersem yalan olur.
Seri o kadar güzel ve tatlı ilerliyor ki insan bırakamıyor hemen 3.kitaba başlamak istiyorum. Bölümlerinin sıralamasını bir ayrı beğeniyorum zaten. Her şeyiyle çok hoş bir seri.
Serinin 2. kitabını genel olarak beğendim, karakterler canlı ve ilgi çekici, kitap gayet sürükleyici, 3-4 akşamda bitirebileceğiniz 400 sayfalık bir kitap. İlk kısmı Son dilek'teki gibi bir biri ile fazla bağlantılı olmayan birkaç hikayeden oluşuyor, tabi ki de hepsinde baş karakter olarak Rivyalı Geralt yer almaktadır. Son iki hikaye ise sonraki romanların ana konusuna odaklanmaktadır. Witcher'ın Ciri ile nasıl tanıştığını ve onu yeniden nasıl bulduğunu görüyoruz kitabın son kısmında.
Netflix dizisi ile karşılaştırma yapmadan edemeyeceğim. Kitaplar kesinlikle daha iyi, mantıklı ve anlaşılır. Dizideki senaryonun ne kadar saçma olduğunu kitapları okursanız anlayabilirsiniz, olaylar değiştirilmeden kitaplarda olan sıralama ile çekilseydi çok daha iyi olurdu. Dizinin 1. sezonu 2. kitabının son olayları ile bitmişti, 2. sezonda ise hem 1., hem 2., hem de tahminime göre sonraki kitaplardaki olaylar var karmaşık bir şekilde. Orman perileri olan dryad'ların ne oldukları bile anlaşılmıyor dizide, kitapta ise hikaye içerisinde çok önemli rol oynuyorlar Geralt ve Ciri'nin kaderinde. Sodden savaşı dizide mahalle kavgası gibi çekilmiş, kitapta ise sadece savunan tarafta 22 büyücü, ordu askerleri ve köylüler var, gökyüzünden ateşin yağdığı, şimşeklerin çarptığı büyük bir savaşı görüyoruz.
Kitaba puanım 8/10. Seriye devam etmek için sabırsızlanıyorum.
Gerçekten efsane bir seri okuması aşırı keyifli. İçerisinde farklı hikayelerin olması ve sonra hikayelerin birbirine bağlanması efsane iyi. Lafı fazla uzatmaya gerek yok alıp okuyun işte
Sapkowski, Łódź Üniversitesi'nde ekonomi okudu ve yazıya geçmeden önce, bir dış ticaret şirketi için kıdemli bir satış temsilcisi olarak çalıştı. Edebi kariyerine özellikle bilimkurgu çevirmen olarak başladı. Polonyalı bilimkurgu ve fantezi dergisi Fantastyka tarafından bir yarışmaya girmek için ilk kısa öyküsünü, "The Witcher" ("Wiedźmin", ayrıca "The Hexer" ya da "Yazım denetçisini" tercüme etti) yazdığını söylüyor. Pazarlama konusunda uzman olan [citation needed], nasıl satılacağını bildiğini söylüyor ve gerçekten de 3.lük ödülünü kazandı. Hikaye 1986 yılında Fantastyka'da yayınlandı ve okuyucular ve eleştirmenler tarafından büyük ölçüde başarılı oldu. Sapkowski, "Witcher" dünyasına dayanan ve üç kısa öykü ve beş roman koleksiyonundan oluşan bir masal masası yarattı. Bu devir ve diğer pek çok eseri onu 1990'lı yıllarda Polonya'da en tanınmış fantezi yazarlarından biri yapmıştır.
"The Witcher" ın ana karakteri, çocukluktan beri canavarları avlamak ve yok etmek için eğitilmiş mutant bir avcı olan Geralt'tır. Geralt, ahlaki açıdan belirsiz bir evrende varolduğu halde kendi tutarlı etik kurallarını korumayı başarır. Aynı zamanda alaycı ve asil olan Geralt, Raymond Chandler'in imza karakteri Philip Marlowe ile kıyaslandı. Bu maceraların yapıldığı dünya, Slav mitolojisinden büyük ölçüde etkileniyor.
Sapkowski, kısa öyküler "Mniejsze zło" ("Lesser Evil") (1990), "Miecz przeznaczenia" ("Kılıç Kuşu") (1992) ve "Wux po bombie" ("In") kısa öykülerinde üç olmak üzere beş Zajdel Ödülü kazandı. Bir Bomba Krater ") (1993) ve ikisi romanlar için Krew elfów (Elfler Kan) (1994) ve Narrenturm (2002). Aynı zamanda 2003'te The Last Wish için en iyi antoloji olan Ignotus Ödülü'nü ve aynı yıl en iyi yabancı kısa öykü olan Muzykanci'yi (Müzisyenler) kazanmıştır. 2003 yılında Roman Narrenturm için Polonya'nın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Nike Ödülü'ne aday gösterildi.
Sapkowski, 1997'de, uluslararası başarı için güçlü umutları olan sanatçılara yıllık olarak verilen prestijli Polityka'nın Pasaport ödülünü kazandı.
2008 yılından beri Łódź şehrinden onur vatandaşı oldu.
2012 yılında Sapkowski, Kültür Başarı Madalyası - Gloria Artis'e layık görüldü.