Stresle mücadeleyi zorlaştıran iki şey vardır. Birincisi, sorunları çözmek için ihtiyaç duyduğunuz beyinde bunun yaşanmasıdır. (...) İkincisi, stresi icat etmiş olan modern toplum; aynı zamanda stresi artıran hayat tarzını da icat etmiştir. Stres; hem biyolojik, hem kültürel nedenlerle artar.
Elinizde su taşırken önünüze bakarsanız suyu dökmezsiniz, bardağa bakarsanız dökersiniz. Milyarlarca yılda şekillenmiş süreçleri bilinçdışı yönetiyor. Bilinç, dahil olduğu süreci aksatma gücüne sahip. Böylece sadece düşündüğünüz için bile her şeyi mahvedebilirsiniz.
Sanayi Devriminde başlayan okullaşma, o dönemde insanları fabrikada çalışmaya ikna etmek içindi. Bu nedenle öğrencilerin kendi kendilerine öğrenebilmesinin önü kapatılmış, bilgi sadece öğretmen tarafından verilen ve sadece okulda alınan bir şey hâline getirilmiştir. Ve verilen bu önbilgi bile, yani bir şey öğrenmek için birinin öğretmesi gerektiği bilgisi; aradan iki yüz yıl geçtiği hâlde insan beyninin en müthiş yönlerinden olan kendi başına öğrenme yeteneğini neredeyse kaybetmesine neden olmuştur.
Kararlarınız, az önce beş dakika sosyal medyada gezdiğiniz için değişiyor. Arkadaş grubunuzla muhabbetlerde duyduklarınız yüzünden önemli konulara önyargılı yaklaşıyorsunuz. Çocukken içinde bulunduğunuz toplumsal yapı ve kültür nedeniyle hayat boyu bazı şeyleri keşfedemiyorsunuz. Sadece tek bir roman okumak dahi, insanın kurgu bir ana fikri hayatın gerçeği kabul etmesi ve davranışlarını değiştirmesi için yeterlidir. Bu yüzden insan, kafasını hangi bilgiyle doldurduğuna bilinçli olarak karar vermek durumundadır.