Birlikteliğimizden sağlıklı çocuklar yapabileceğimiz kişilerin kokularını çekici bulup onlara yöneliriz. Yani doğal koşullar altında eş seçimini farkında olmaksızın, aklımızla değil bedenimizle, koku alma duyumuzla yaparız.
Kaybetme korkusuyla kabul edilemez olanı kabul ettiğinde insan, kendine ihanet eder aslında. Normu ve normali belirlerken her şeyden önce kendine sadık kalmak, içinin almadığı bir şeye "hayır" diyebilmek gerek.
Metropolün yarattığı insan yorgunluğu, duygu dünyamıza buyur ettiğimiz insanların sayısını azaltır, sosyal çemberimizi giderek daraltır. Tenhalaşmak, tenha kalmak isteriz.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Ellerimde koparmaya çalıştığım, zincirlerden kalma yara izleri
Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
Hiçbiri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bir ada yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
Sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın
R♡
Orhan Veli Kanık