Ne vakit kendimizi fazla ciddiye alsak, Yalom'un Divan'ındaki şu meşhur konuşmayı hatırlamalı: "Gördün mü, Carol? Satranç da hayat gibi: Oyun bitince bütün taşlar -piyonlar da, şahla vezir de- aynı kutuya koyuluyor." Ne şah ne vezir olmak, sevgili okur... Var olsun insan gibi, insan için, insanca yaşamak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nâzım Hikmet Ran - Bulutlar Adam Öldürmesin
Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.
Dünyanın çivisi değil, bütün çivileri; birer birer değil, aynı anda çıkmış; insanlık tarihinin en felaket asrına denk gelmişiz. Ben böylesini görmedim diyordu ya şair, iyi ki bugünleri görmemiş. Umudun ihtimaline dahi saldıran bu vahamete rağmen, bütün insanlık adına, yaşamalı insanca ve haykırmalı hep bir ağızdan: Çocuklara kıymayın efendiler! Çocuklara kıymayın efendiler! Var olun.
"Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi var hayatın. Farkında olmadan basıyorsun çizgiye. Kızıyorlar anında. "Yandın!" diye atılıyorsun oyun dışına."