Fiskelemekle giderilemeyen, çitilemekle çıkmayan sevimsiz bir lekeydim. Böylesine gereksiz bir şey olduğumu düşünmek ruhumu ağrıtıyordu, ruhumun ağrısını kemiklerimde bile hissediyordum.
Tiksinir gibi baktı bana, benden utanır gibi; benim gibi bir kadınla sürdürdüğü bu ilişkinin ne kadar niteliksiz olduğunu daha yeni anlamış gibi; bu konuşmanın ne kadar küçültücü olduğunu göremediğim için bana acır gibi.
Annem kaç yaşında olduğunun bir önemi yokmuş gibi davranır olmuştu. g
Genç görünmeye çalışmak ya da yaşını küçültmek gibi bir çaba değildi bu; aksine, yaşından, yaşlanmalardan rahatça söz ediyordu. Kendini zamanın dışında bir çizgide sabitlemişti.
Yaşadığımız bu acımasız zaman ve zeminde herkes kendini nasıl hissediyorsa biz de öyle hissediyoruz. Yalnızız, çağı anlamaya çalışmaktan vazgeçtik, hayattan aşırı yorgunuz ve depresyonun kucağında oturuyoruz.