Küçük Ağa karanlık sokağa bakan , kafeslerinin boyası dökülmüş , çürümeye yüz tutmuş pencerenin önünde öyle hiç kımıldamadan , kasları da duyguları gibi donmuş olarak dururken kulağına biteviye fısıldayıp duran biri var gibiydi . Havaya sinen duygu hüzündü, kül rengi, sınırsız ve sonu gelmeyeceğe benzeyen bir hüzün.
Fakat ne olursa olsun bir şeyler yapabilirdi. Her insanın ölünceye kadar yapabileceği birşeyler vardı. Her insan da , kör topal bunu yapıyordu. Mesele iyiyi kötüden ayırabilmekte idi ve her şeyin ama her şeyin iyisi de, kötüsü de oluyordu.