Tek kelimeyle burada olmayan dünya “gayb”tır .
Bu yüzden çok kısa bir ifadeyle irfanın gayba gitmek, gaybı keşfedip bulmak için insan fıtratının tecellisi olduğu söylenebilir.
(...) yani insanı harekete geçiren ve geliştiren faktör bu gayb arayışıdır .
(...)madencilerin ; “insanın gayba ilgisi onu alçaltıyor “ demelerinin tam tersine insanın var olana ilgisi onu alçaltıyor ; doğada var olmayan değerlere doğru gitmek insanı tabiatın sınırlarından daha öte ve daha yüceye götürür; onun manevi , şahsî, zatî ve özüne uygun gelişimini sağlıyor.
(...) bugünün adaletçi devriminin içerisinde kapitalizim karşıtı bir yön bulamayan her din, her ideoloji, her İslam her Şiilik yenilgiye mahkumdur ve bunların hiçbirinin geleceği yoktur dolayısıyla reddedilmeye, sürülmeye, ölüme ve yenilgiye mahkumdur.
Özgürlüğü isteme, sevme ve arama boyutu ; insanı donuklukdan, tembellikten, gafletten ve dış güçlere boyun eğip kulluk etmekten kurtaran en büyük faktördür.
İnsana bir varlık değeri kazandıran, yaşama gerçekten letafet ve anlam veren, evrenin tamamı hakkında ruhî, anlamlı, içerikli, yön ve hedef sahibi bir yorum ve açıklama yapan yegane şey insandaki irfanî duygu olmuştur.
Yönsüz Kuran’ın da Sünnetin de tevhidin de anlamsız olduğunu görüyoruz. Bu söz İmam Sadık’a aittir.
İmam Sadık imametten söz ederek şöyle diyor :
“Çölde bir sürü farzet bir koyun bu sürüden geri kalıyor ,sürü gideceği otlağa gidiyor ; geride kalan bu koyun ise yalnız başına çölde avare avara bir o tarafa bir bu tarafa gidiyor, bu arada birden bire gözü bir sürüye ilişiyor ve sevinerek o sürüye sığınıyor . Gidiyor gidiyor ve sonra bakıyor ki kendi köyü kendi yeri değil yabancı bir kale yabancı bir sığınaktır burası.
Başka bir yere gelmiş yolunu kaybetmiş bu yüzden oradan kaçıyor. Tekrar çöle geliyor yine avare ; başka bir sürü görüyor ve peşine düşüyor, sürü gidiyor . Oda bir yer, bir sığınak bulmuş olmanın verdiği sevinçle onun peşinden gidiyor ve sürüyü buluyor bakıyor ki oda aslında başka bir ağıl oradan da kaçıyor tekrar çölde başıboştur; yine başka bir sürü aynı şekilde bu sürüden o sürüye birinden öbürüne çölde son bir yere kadar öyle avare avare dolaşıp duruyor . sonunda bir yer buluyor orası neresidir kurdun karnı.