Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak… İşte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?
Leyla’nın yüzünden, moda dergilerindeki klişe, sıradan güzel çehrelerin, hatta şairlerin bıkkınlıkla yinelediğini o dizelerin çok ötesinde bir asalet, bir ahenk, gizli bir mıknatısın çekimi, kadim bir büyünün sihri vardı.