M: Varlık bilinçte kendini belli ettiğinde, ne olduğunuz ve ne olmanız gerektiği hakkındaki fikirler zihninizde belirmeye başlar. Bu, arzu ve eyleme yol açar ve varlık süreci başlar. Varlığın görünüşte ne başlangıcı ne de sonu vardır, çünkü o her an yeniden başlar, imgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif mümkün değildir, o ancak yaşanabilir.
Dünya size, karşı konulmaz şekilde gerçek görünür, çünkü her an onu düşünmektesiniz; onu düşünmeyi bırakın, o sis içinde eriyip gidecektir. Unutmak zorunda değilsiniz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. Tutsaklığı yaratan, bizim karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve anti-patilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır.
S: Arzu ve korku olmazsa, eylemi ne motive eder?
M: Hiçbir şey; eğer siz, yaşam, dürüstlük ve güzellik sevgisini yeterli dürtü olarak kabul etmiyorsanız. Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın.
Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz.