İşte bu dönemde, göçebe bir kabilenin şeyhiyle oldukça ilginç bir görüşme yaptı. Adam, Britanya işgalinden sonra kaybolduğunu öne sürdüğü yüz baş sığır için tazminat ödenmesini istiyordu. Gertrude ona hükümetin hayvan başına iki sterlin ödeyeceğine söz verdi. Makul bir teklif, dedi Arap neşeyle. Ama kulağı delik Hatun, adamın hayvanlan bir başka yere taşıdığım, bir bölümünü de yeni eşlerine başlık parası olarak verdiğini biliyordu. Gitmek üzere doğrulan, selam veren erkeğe Arapça sordu: “Şu anda kaç hayvanın var peki sayın şeyh?”“Beş yüz,” diye yanıtladı adam.“Biz buraya gelmeden önce kaç taneydi?”“Elli.”“Irmaklı Ali," dedi Gertrude, ciddi bir sesle, “sözünü ettiğin yüz hayvan hariç, sürülerini çok iyi korumuşuz. Paranı, yani iki yüz sterlini alacaksın. Ama sen de İngiltere kralına dört yüz elli baş hayvan için, üç yıllık koruma parası ödeyeceksin; her elli hayvan için on sterlin.”Yaşlı şeyh bir an durakladı, sonra şöyle dedi: “Ah hanımefendi, sizden para filan istemiyorum. Alacağımı unuttum gitti.”Kapıdan çıkarken, Gertrude onun mırıldandığını duydu: “Bu kadın şeytan’ın ta kendisi."