Bu gece yalnız şunu bilmenizi isterim ki beni bu harekete sevk eden şey, kızınıza aşk ve alakam gibi bir mecburiyet değildir. Ben kırkına yaklaşmış bir adamım! Hovardalığın, aşkın, alakanın ne olduğunu bilmez de değilim ki şimdi yeniden başlamış olayım. Biz unumuzu eledik, eleğimizi astık. Kalyopi'nin düştüğü yerlerin müdavimlerinden de değiliz. Nasılsa tesadüf türünden bir uğrayıştı.
Ahmet Efendi' yi adeta parası çok, aklı yok bir ahmak olarak gördüğünü bu tavrından Ahmet Efendi de anlıyordu. Öyle ya! Koynuna almaktan bile tiksindiği bir kız hakkında şu cömert muamele, ahmaklıktan başka neden kaynaklanabilir?
-N’oldu Zeze?
-Hiç. Şarkı söylüyorum.
-Şarkı mı?
-Evet.
-Demek ki kulaklarım sağır oldu.
Acaba insanların içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor olabilir miydi?