Yıllar önce bir paylaşım yapmıştım, hayatımı anlatan bir kitap yazsam adı "Geç Kalmak" olurdu, diye.
Çünkü hep geç kaldığıma inandım. Sanki hayat önde gidiyor, ben de yetişmeye çalışıyordum.
Bu yorgunluğun içinde debelenirken "teenni" diye bir kelimeye rastladım.
Teenni; gecikmek, yavaşlık demek. Ama dilimizde, "Teennî eden muradına ulaşır." diye bir söz var.
İlk bakışta çelişki gibi duruyor. Yavaş giden istediğine nasıl ulaşabilir ki?
Gençken farklı düşünüyoruz oysa yaş aldıkça anlıyor insan: Koşmak, ilerlemek değildir.
Bazen bir ömür koşturur da bir arpa boyu yol gidemez insan.
Çünkü acele eden telaşlanır, yalnızca varacağı yere odaklanır. Telaş da zihni bulandırır, insanı kör eder.
Sonra öyle bir hata yapar ki insan o hatayı düzeltmek için harcadığı zaman, yürüyeceği yoldan daha uzun sürer.
Aceleye gelmiş bir öfke, bir aşk ya da bir fırsat... Hepsi yarı yolda bırakır. Sonra başlanan yere dönmek için bile mücadele etmek gerekir. "Keşke geç kalsaydım." der insan.
Nasıl olur demeyin. Bazen ağır giden varır, acele eden geç kalır.
Bugün hepimiz aynı trajedi ile karşı karşıyayız. Her şey o kadar hızlı akıyor ki, neyi kaçırdığımızı bile anlamadan sadece geride kaldığımızı hissediyoruz.
Ruhumuz, bu çağın hızına yetişemiyor.
Oysa teenni etmek lazım. Herkes koşarken durmak lazım.
Son zamanlarda kendime hep şunu diyorum: Geç kaldığını sanıyorsan bir daha düşün.