Felaha, saadete ve selamete nâil olacak bahtiyarlar şöyle zikredilmiştir: Kalbde imanları hâlis olanlar, kalbleri selîm olanlar, yani riya, süm'a, ucub, kibir, hased, hırs, kin, gıybet, şirk, nifak, gazab gibi kötü ahlâklardan, iç ve dış hastalıklardan sâlim olan kalbler, sözlerinde sâdık olan lisanlar katiyen doğruluktan ve Hak'tan ayrılmazlar. Nefisleri mutmainne mertebesine ulaşan ve mekârim-i ahlâka sahip olan, daima Hak sözleri dinleyip âyât-ı ilâhiyyeye ibret nazarıyla bakanlar, duydukları hayırlı sözleri belleyip onunla amel eden kulaklar, âyât-ı ilâhiyyeyi müşahede ile bunları gönlüne indiren nasihatini alıp faydalanan gözler, felah ve necâta nail olmuşlardır. O kul ki kalbini hafız kıla yani kalb muhafazakâr olduğu takdirde, salih ve âfâtlardan sâlim kalb olur. Zira kalb iyi olunca cesedin de iyi olacağı mâlumdur.