“ Bir ermiş, olayların olduklarından farklı olmalarını istemez; o, tüm etkenler dikkate alındığında, o olayların kaçınılmaz olduklarını bilir. O kaçınılmaz olanla dostça geçinir, dolayısıyla ıstırap çekmez. Acıyı bilir, ama acı onun dengesini bozmaz. Eğer yapabilirse, bozulan dengeyi düzeltmek için gerekli olanı yapar ya da olayları akışına bırakır. “
” Dinle Hızır’ım, sözümü kesmeden dinle! Akdeniz’de devlet olmak demek, donanmaya ve gemi filolarına sahip olmak demektir. Kuzey Afrika Müslümanları’nın ne böyle hayalleri ne de buna dair bir idealleri vardır. Onlar Çöl Bedevileri gibi yaşamayı yeğliyor, Arapların yıllar yılı ellerinde bulundurdukları denizcilik fennine dair hiçbir şey yapmıyorlar; bunun için burada bir devlet olmak sana düşüyor! Unutma, Akdeniz çevresinde yaşayan insanlarda yalnızca iki duygu vardır; Umut ve korku. Umudu sen onlara verdigin müddetçe korkuyu getirenleri kovarlar. Sen hüma kuşu olmaya bak ki devlet getiresin. Hüma varken kimse baykuş gölgesi altına girecek değildir. Ayrıca güçlü düşmandan zahmet görmemek için zayıf halka merhamet etmen gerekir. Devlet mal ile değil hüner iledir; büyüklük yaş ile değil akıl iledir.”