Çok kısa bir hikaye. Fakat gayet güzel bir anlatımı ve sürükleyiciliği var. Özetle şunu anlatıyor ki;
-Spoiler-
insanların içinde bulunmadığı veya hiç yaşamadığı bir durumu dışarıdan gözlemci bir gözle anlamaya çalışması pek mümkün değildir. Doktorun rahatı yerindeyken, fiziksel ve temel ihtiyaçları yönünden hiçbir sıkıntı çekmezken sosyal ilişkiler kapsamında “hepinizden tiksiniyorum” modunda takılıp, akıl hastası olan birisine bulunduğu ortam hakkında iyimser konuşmalar yapması tamamen statüsünden ve rahat ortamından kaynaklıydı. Zira aynı duruma düşünce katlanamayıp ölmesi bunun
en büyük örneği.
-Spoiler-
İnsan olarak hiç yaşamadığımız durumları basite almak ve zorluk çeken kimselere aynı yoldan geçmeden kolayca akıl vermek gibi büyük gaflar yaparız. Oysaki her insanın bulunduğu kötü durumda kendi cehennemenini yaşadığı zamanlar olur. Kolu kırılan birisi için o an kolu bütün organlarından önemliyken, iflas eden bir tüccar için en büyük değeri malvarlığıdır. Aynı duruma düşmeden “aman canım ne olacak, koldur iyileşir. Maldır yerine konur” tarzında konuşmalar yapmamak gerekir. Zira herkes kendine özeldir.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
“Görünüşte iyi yürekli, yüce gönüllü, capcanlı bir adam, ama can sıkıyor işte. Hem de tahammül edilemeyecek derecede. Her zaman yalnızca akıllıca ve güzel sözler söyleyen, ancak aptal olduğunu hissettiğiniz insanlar gibi tıpkı.“
“ Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?”