Hem özledim,
hem bekledim,
çok sevdim…
Doğum gününü
Kız Kulesi’nde
yan yana, göz göze geçirmeyi hayal ettim.
Ne güzel bir histi o;
insanı umutla dolduran,
içini ısıtan bir düş.
Sonra kendime kızdım.
“Senin ne haddine?” dedim.
Bir yabancıya
kalbini bu kadar açmak
ne zamandan beri cesaret sayılır?
Oysa kalbimden bir sel aktı,
tutamadım…
Özlemek suç mu?
Ya da sevmek?
İnsan çok sevdikten sonra
sevilmemeyi öğrenebilir mi?
Bir zamanlar “biz” dediğim yerde
şimdi yalnızca
sessiz bir hayal duruyor.
Kız Kulesi uzakta,
ama içimde hâlâ
seninle kurulmuş bir masa var.
EE